MİTRACLİP ve mitral kapak ameliyatı arasındaki temel fark; göğüs kafesinin kesilip kesilmemesi ve kalbin işlem sırasındaki çalışma durumudur. Geleneksel açık mitral kapak ameliyatında göğüs kemiği açılarak kalp durdurulur ve hastanın dolaşımı geçici olarak bir makineye devredilir. MitraClip yönteminde ise göğüste kesi yapılmadan, kasık toplardamarından ince tüplerle ilerlenerek onarım işlemi doğrudan atan kalpte gerçekleştirilir. Kalbe ulaşım şeklindeki bu ayrım, açık cerrahide haftalar alabilen iyileşme sürecinin girişimsel tedavilerde genellikle birkaç güne inmesini destekler. Hastanın maruz kaldığı bedensel yükün düzeyi, bu iki tedavi seçeneğini birbirinden ayıran en belirleyici faktördür.
Mitral Kapak Yetersizliği Nedir ve Vücudu Nasıl Etkiler?
Kalbimizin sol tarafında yer alan ve üst odacık ile alt odacık arasında tek yönlü bir kapı gibi çalışan yapıya mitral kapak adı verilir. Temizlenmiş kan akciğerlerden gelip kalbin üst odacığına dolduğunda, bu kapı açılarak kanın ana pompa olan alt odacığa geçmesine izin verir. Kalp, kanı tüm vücuda pompalamak için güçlü bir şekilde kasıldığında ise bu kapağın sızdırmaz bir biçimde kapanması beklenir. Kapanma işlemi gerçekleşmediğinde, vücuda gitmesi gereken kanın bir kısmı geriye, yani akciğerlere doğru kaçar. Bu duruma mitral kapak yetersizliği adı verilmektedir.
Zaman içerisinde bu sızıntı kalbin çalışma yükünü giderek artırır. Kalp, vücudun ihtiyacı olan kanı sağlayabilmek için daha çok çalışmak zorunda kalır ve bu aşırı efor kalbin yorulup genişlemesine yol açar. Kalp odacıkları genişledikçe, kapakçıkları bir arada tutan yapılar birbirinden daha da uzaklaşır ve sızıntı miktarı artar. Bu durum kendi kendini besleyen olumsuz bir döngü yaratır. Akciğerlerde geriye doğru göllenen kan, hastalarda belirgin şikayetlerin ortaya çıkmasına zemin hazırlar.
Mitral kapak yetersizliğinde yaygın görülen rahatsızlıklar şunlardır:
- Nefes darlığı
- Çabuk yorulma
- Çarpıntı
- Bacaklarda şişlik
- Düz yatamama
- Gece uykudan uyanma
Bu belirtiler hastaların günlük işlerini yapmalarını zorlaştırır ve yaşam kalitesini oldukça düşürür. Sorunun ilerlemesi durumunda hastane yatışları kaçınılmaz hale gelebilir.
Açık Mitral Kapak Ameliyatı ile Tedavi Süreci Nasıl Gerçekleşir?
Yıllar boyunca bu sızdıran kapağı tedavi etmenin temel yolu geleneksel açık kalp ameliyatı olmuştur. Bu işlem oldukça kapsamlı bir cerrahi müdahaleyi gerektirir. Hastalar genel anestezi altında tamamen uyutulur ve kalbe ulaşabilmek için göğüs kafesi orta hattan açılır. Ameliyat sırasında kalbin durdurulması gerektiği için, kalbin ve akciğerlerin görevini geçici olarak devralacak bir kalp-akciğer makinesi sisteme dahil edilir.
Kalp durdurulduktan ve kan akışı makineye yönlendirildikten sonra, sorunlu mitral kapağa doğrudan müdahale edilir. Kapağın durumuna göre, hastanın kendi dokuları korunarak özel dikişler ve destek halkaları yardımıyla tamir işlemi yapılmaya çalışılır. Eğer kapak tamir edilemeyecek kadar bozulmuş veya kireçlenmişse, tamamen çıkarılarak yerine mekanik bir kapak veya biyolojik dokulardan üretilmiş yeni bir kapak dikilir. İşlem tamamlandığında kalp yeniden çalıştırılır, makine bağlantıları ayrılır ve göğüs kafesi kapatılarak operasyon sonlandırılır. Bu yaklaşım yıllardır başarıyla uygulanan standart bir tedavi olsa da vücut için oldukça büyük bir fiziksel strese neden olabilmektedir.
Açık Mitral Kapak Ameliyatı Hangi Durumlarda Zorlaşabilir?
Açık kalp cerrahisi; genel sağlık durumu iyi, genç ve başka kronik hastalıkları bulunmayan bireylerde uzun vadeli olumlu sonuçlar sunabilen bir yöntemdir. Ancak mitral kapak sorunu yaşayan hastaların önemli bir bölümü ileri yaş gruplarında yer alır ve bu duruma eşlik eden başka sistemik rahatsızlıklar bulunabilir. Vücudun büyük bir cerrahi travmayı ve kalp-akciğer makinesine bağlanmayı tolere edemeyeceği düşünülen hastalarda ameliyat kararı almak oldukça zordur.
Ameliyat riskini artırabilecek durumlar şunlardır:
- İleri yaş
- Böbrek yetmezliği
- Akciğer hastalıkları
- Kalp kası zayıflığı
- Geçirilmiş felç
- Önceki açık kalp ameliyatları
Bu gibi eşlik eden sorunlar nedeniyle, hastaların bir kısmı yüksek riskli bulunarak ameliyat şansı bulamamakta ve sadece ilaçlarla takip edilmek zorunda kalmaktadır. Ancak ilaçların mekanik bir sorunu fiziksel olarak düzeltememesi, zamanla hastalığın ilerlemesine yol açabilmektedir.
Girişimsel Kardiyoloji ve MİTRACLİP Yöntemi Ne Anlama Gelmektedir?
Tıp teknolojisindeki gelişmeler, kalbe müdahale etmenin çok daha az sarsıcı yollarını araştırmaya yönelmiştir. Girişimsel kardiyoloji, vücutta büyük kesiler oluşturmadan, damar yollarını kullanarak kalbin içine ulaşmayı ve çeşitli kapak sorunlarını onarmayı amaçlayan modern bir tıp alanıdır. Bu bağlamda geliştirilen transkateter yöntemler hastayı büyük bir cerrahi yükten korumayı hedefler.
MİTRACLİP işlemi, sızdıran kapakçıkları özel bir klips (mandal) yardımıyla birbirine tutturarak kaçağı azaltmayı amaçlayan girişimsel bir yöntemdir. İşlem sırasında göğüs kafesi açılmaz, kalbi durdurmaya gerek kalmaz ve vücut dışı bir kan dolaşım makinesi kullanılmaz. Sadece küçük bir damar girişinden ilerletilen ince tüpler (kateterler) aracılığıyla kalbin içine ulaşılarak bozulan kapak mekanizmasına içeriden bir destek sağlanır. Bu sayede kalbin anatomik bütünlüğü bozulmadan onarım işlemi gerçekleştirilmiş olur.
MİTRACLİP (Mandal) İşlemi Adım Adım Nasıl Uygulanır?
İşlem genellikle kasık bölgesindeki büyük toplardamara yapılan çok küçük bir girişle başlar. Bu damar, kalbe giden doğrudan bir yol işlevi görür. Hekim, kateter adı verilen esnek tüp sistemini bu damar boyunca yukarıya, kalbin sağ üst odacığına kadar ilerletir. Mitral kapak kalbin sol tarafında bulunduğu için, sağ odacıktan sol odacığa geçiş yapmak gerekir. Bu geçiş, iki odacık arasındaki ince duvarda milimetrik bir delik açılarak güvenli bir şekilde sağlanır.
Sistemin uç kısmında yer alan küçük ve hassas klips, sızıntı yapan mitral kapağın merkezine doğru yönlendirilir. Kapakçıkların birleşemediği ve kanın geriye kaçtığı o sorunlu bölge tespit edilerek, klipsin kolları arasına alınır. Kollar kapatıldığında kapakçıklar birbirine tutturulur. Böylece ortası geniş bir delik halindeki sızdıran kapak, yan yana duran iki küçük ve düzgün çalışan kapağa dönüşür. Bu birleştirme sayesinde, kalp kasıldığında kanın geriye kaçışı büyük ölçüde engellenirken, kanın ileriye doğru normal akışı devam eder. İşlem kapağın durumunun uygun görülmesi halinde klipsin serbest bırakılmasıyla son bulur.
Göğüs Kafesini Açmadan MİTRACLİP Yapılmasının Avantajları Nelerdir?
Farklılıkların en çok hissedildiği alan hastanın işlem sırasında maruz kaldığı fiziksel etkilerdir. Geleneksel açık cerrahide göğüs kemiğinin ayrılması, iyileşme süreci zaman alan ve hastanın hareketlerini bir süre kısıtlayan bir durumdur. Yan yatmak, belirli ağırlıkları kaldırmak veya öksürmek gibi basit günlük eylemler bile bu süreçte zorlayıcı olabilir.
MİTRACLİP gibi damar içinden yapılan işlemler ise çok daha nazik bir süreç sunar. Göğüs bölgesinde hiçbir kesi olmaması, kemik veya kas dokularının zarar görmemesi hastanın vücut direncini korumasına destek olur. Sadece kasık bölgesinde küçük bir iğne girişi bulunduğu için, iyileşme süreci oldukça kısadır.
Hastalar açısından öne çıkan faydalar şunlardır:
- Kesi olmaması
- Azalmış kanama riski
- Daha az ağrı
- Hızlı mobilizasyon
- Günlük hayata erken dönüş
Bu özellikler, özellikle yaşlı veya beden olarak zayıf düşmüş hastaların uzun nekahet dönemlerinden korunmasına ve hastaneden çok daha çabuk ayrılarak kendi ev düzenlerine dönebilmelerine imkan tanır.
MİTRACLİP ve Kalbi Durdurmadan Yapılan İşlemlerin Farkı Nedir?
Cerrahi yöntemlerle girişimsel yöntemler arasındaki en kritik fizyolojik fark, kalbin işlem anındaki durumudur. Açık ameliyatlarda kalp tamamen durdurulur ve içi boşaltılır. Cerrah müdahaleyi bitirdikten sonra kalbi kapatır ve yeniden çalıştırır. Yapılan onarımın ne kadar başarılı olduğu, ancak kalp yeniden çalışıp doğal ritmine döndükten sonra anlaşılabilir.
Buna karşılık MİTRACLİP yöntemi tamamen çalışan, kendi ritminde atan bir kalpte uygulanır. Kalp durdurulmadığı için organlar doğal kan akışından mahrum kalmaz. Bunun tıbbi açıdan en büyük avantajı, kapağa yapılan müdahalenin sonucunun anlık olarak izlenebilmesidir. Klips kapakçıklara tutturulduğu anda, kalbin normal kasılması altındaki performansı ultrason ekranında canlı olarak görülür. Sızıntının ne kadar azaldığı o an değerlendirilir. Eğer hekim elde edilen sonucu yeterli bulmazsa, klipsi açarak kapağı serbest bırakabilir, açıyı veya konumu değiştirip işlemi en uygun hale gelene kadar tekrarlayabilir. Çalışan kalpte alınan bu anlık geribildirim, işlemin güvenliğini ve tutarlılığını artırmaya büyük katkı sağlar.
Hangi Hastalar MİTRACLİP Tedavisi İçin Daha Uygun Olabilir?
Her yeni teknoloji gibi bu yöntemin de her hasta için standart bir seçenek olmadığını bilmek önemlidir. MİTRACLİP, genel olarak açık ameliyatı kaldırabilecek genç ve sağlıklı bireylerde ilk seçenek olarak düşünülmez. Daha çok, cerrahinin yüksek risk taşıdığı veya teknik olarak mümkün görülmediği özel bir hasta grubu için bir çıkış yolu sunar.
Özellikle kalp kasının yorulduğu, kasılma gücünün azaldığı ve kalbin genişleyerek kapağın yapısını bozduğu hastalarda bu yöntemin uygulanabilirliği oldukça yüksektir.
MİTRACLİP için uygunluk sağlayan genel özellikler şunlardır:
- Yüksek cerrahi risk
- Zayıflamış kalp kası
- İleri yaş
- Eşlik eden ciddi hastalıklar
- Anatomik uygunluk
Bu özelliklere sahip hastalarda hedeflenen birincil amaç uzun ve zorlu bir cerrahi sürecin yaratacağı tehlikeleri bertaraf ederek, kapağın mekanik sorununu olabilecek en az hasarla hafifletmektir. Böylece hastanın yaşam konforunun artmasına yardımcı olunur.
İlaç Tedavisi Mitral Kapak Ameliyatı veya MİTRACLİP Yerine Geçer Mi?
Kalp yetersizliği ve kapak hastalıklarının yönetiminde modern tıbbi ilaçlar hayati bir öneme sahiptir. Hastanın kan basıncını düzenleyen, ritmi dengeleyen ve vücutta biriken fazla sıvıyı böbrekler yoluyla atan ilaçlar hastaların rahatlamasına büyük destek olur. Ancak ilaç tedavisi ile kapağa yapılan fiziksel müdahaleler birbirinin alternatifi değil tamamlayıcısıdır.
Durumu bir benzetme ile açıklamak gerekirse; evinizin çatısında büyük bir delik olduğunu ve her yağmurda içeri su dolduğunu düşünün. İlaç tedavisi, içeri dolan bu suyu kovalara doldurup dışarı dökmeye benzer. Su boşaltıldığı sürece evin içinde yaşamak mümkün olur ve şikayetler azalır. Fakat çatıda bulunan o delik orada durduğu sürece, her yağmur yağdığında aynı sorunu yaşamaya devam edersiniz. Açık kalp ameliyatı veya MİTRACLİP gibi yapısal işlemler ise çatıdaki o deliği fiziksel olarak onarmayı amaçlar. Kapağın onarılması, ilaçların üzerindeki yükü hafifletir, kalbin kendini toparlamasına zaman kazandırır ve hastanın sürekli acil servislere başvurma döngüsünü kırmaya yardımcı olur. Bu yüzden yapısal olarak bozulmuş bir kapağı sadece ilaçlarla düzeltmek ne yazık ki mümkün değildir.
Bilimsel Araştırmalar MİTRACLİP Yöntemi Hakkında Ne Söylüyor?
Tıp dünyasında bir tedavi yönteminin yaygın olarak kabul görmesi, uzun yıllar süren ve çok sayıda hastayı kapsayan bilimsel araştırmaların sonuçlarına bağlıdır. MİTRACLİP yöntemi de bu bağlamda birçok geniş çaplı araştırmaya konu olmuş ve etkinliği çeşitli yönlerden incelenmiştir.
Özellikle kalp kasının zayıflamasına bağlı gelişen mitral yetersizliklerinde yapılan büyük araştırmalar, bu cihazın hastaların hayatında yarattığı değişimi ortaya koymuştur. Sadece en iyi ilaç tedavisini alan hastalar ile ilaç tedavisine ek olarak MİTRACLİP işlemi uygulanan hastaların karşılaştırıldığı güncel çalışmalarda oldukça net veriler elde edilmiştir. Klips yöntemiyle tedavi edilen grupta, hastaların nefes darlığı veya kalp yorulması nedeniyle hastaneye yatış oranlarında çok belirgin bir düşüş kaydedilmiştir. Bununla birlikte hastaların yürüme mesafelerinde artış, günlük aktivitelerini daha rahat yapabilme ve genel yaşam kalitesi anketlerinde daha yüksek puanlar alma gibi olumlu sonuçlar elde edilmiştir. Doğru hastaların seçilmesi koşuluyla bu yöntemin hastalığın gidişatını olumlu yönde değiştirebileceği bilimsel çevrelerce de kabul edilmektedir.
MİTRACLİP Öncesi Ekokardiyografi Neden Çok Önemlidir?
Girişimsel kardiyolojide, hekim göğüs kafesini açmadığı için kapağı kendi gözleriyle doğrudan göremez veya elleriyle dokunamaz. Bu durumda işlemin gözü ve kulağı görevini, gelişmiş ultrasonografi teknolojisi olan ekokardiyografi üstlenir. Yemek borusundan yutulan ince bir prob yardımıyla (Transözofageal Ekokardiyografi) kalbin arka komşuluğundan kapağın yüksek çözünürlüklü görüntüleri alınır.
İşlem öncesinde yapılan bu değerlendirme, kapağın anatomisinin klips yerleştirmeye uygun olup olmadığını belirlemek için çok kritiktir.
Ekokardiyografi ile değerlendirilen parametreler şunlardır:
- Kapakçıklar arasındaki mesafe
- Kaçağın yeri
- Kireçlenme durumu
- Kapağın genişliği
- Kapak dokusunun kalınlığı
İşlem sırasında da aynı cihazla kalbin içi üç boyutlu olarak haritalandırılır ve hekim kateterini bu görüntülere bakarak yönlendirir. Görüntüleme uzmanı ile işlemi yapan kardiyoloğun uyum içinde çalışması, sürecin pürüzsüz ilerlemesinde en önemli faktörlerden biridir. Gelişen cihaz tasarımları sayesinde günümüzde daha zorlu ve aralıkları geniş olan kapaklara da müdahale edilebilmektedir.
Daha Önce Mitral Kapak Ameliyatı Olmuş Hastalara Ne Yapılabilir?
Geçmişte açık kalp ameliyatı olmuş ve mitral kapağı biyolojik (hayvan dokularından elde edilmiş) bir protez kapakla değiştirilmiş hastaların karşılaştığı bir diğer sorun, bu kapakların zamanla kireçlenerek dejenere olması ve görevini yapamaz hale gelmesidir. Ortalama on ila on beş yıl içinde bu kapaklar bozulduğunda, hastanın yeniden ameliyat olması gerekebilir. İkinci veya üçüncü kez göğüs kafesinin açılması, iç kısımlardaki yapışıklıklar ve hastanın yaşının ilerlemiş olması nedeniyle oldukça riskli bir durum oluşturur.
Bu aşamada transkateter kapak değişim yöntemleri devreye girer. Tıpkı klips işleminde olduğu gibi, kasık damarından ilerletilen bir sistemle, önceden takılmış ve bozulmuş olan eski kapağın tam içine katlanmış halde yeni bir kapak yerleştirilir. Yeni kapak, eski kapağın kasası içerisinde bir şemsiye gibi açılarak saniyeler içinde görevi devralır ve kan akışını düzenler.
Bu tür durumlarda başvurulan yöntemler şunlardır:
- Kapak içi kapak
- Halka içi kapak
- Kireç içi kapak
Böylece hastalar, yaşamsal riskleri çok daha yüksek olabilecek ikinci bir açık kalp ameliyatından korunmuş olurlar. Aynı giriş noktalarından yapılan bu işlemler de modern tıbbın hastalara sunduğu en büyük kolaylıklardan biridir.
MİTRACLİP ve Mitral Kapak Ameliyatı Sonrası İyileşme Süreçleri Nasıldır?
Her iki yöntemin hastanede kalış ve normal yaşama dönüş süreleri arasında oldukça büyük farklar bulunur. Açık kalp ameliyatı olan bir hastanın iyileşme süreci genellikle hastanede birkaç gün yoğun bakım, ardından servis takibi olmak üzere bir haftayı bulabilir. Eve dönüldüğünde ise göğüs kemiğinin kaynaması için altı ile sekiz hafta arasında bir zamana ihtiyaç duyulur. Bu süre zarfında hastanın sırt üstü yatması, ağır eşyalar kaldırmaması ve belirli fiziksel hareketlerden kaçınması beklenir.
MİTRACLİP işleminin sonrasında ise süreç çok daha farklı ilerler. İşlem genellikle bir ile üç saat arasında tamamlanır. Hastalar uyanık olarak veya hafif bir sedasyon etkisinde odalarına alınırlar ve genellikle ilk gece tedbir amaçlı yakından gözlemlenirler. Göğüs bölgesinde bir yara olmadığı için solunum hareketleri kısıtlanmaz, derin nefes alındığında şiddetli bir ağrı hissedilmez. Hastaların pek çoğu operasyondan kaynaklı nefes darlığının azaldığını erken saatlerde fark edebilir.
MİTRACLİP sonrası iyileşme döneminin özellikleri şunlardır:
- Kısa hastane yatışı
- Hızlı hareket edebilme
- Günlük hayata erken dönüş
- Yara bakımına ihtiyaç duyulmaması
Genellikle ikinci veya üçüncü gün hastalar kendi ihtiyaçlarını karşılayabilecek durumda evlerine taburcu edilebilirler. Nekahet döneminin bu kadar kısa olması, özellikle ileri yaşlı hastaların hastane ortamından hızla uzaklaşıp psikolojik olarak da rahatlamalarına büyük katkı sağlar.
MİTRACLİP ve Mitral Kapak Ameliyatı Kararında Kalp Ekibinin Rolü Nedir?
Mitral kapak sorunlarının tedavisinde teknolojinin çok sayıda seçenek sunması, hastalar için en doğru kararın verilmesi sürecini daha da önemli hale getirmiştir. Güncel tıp kılavuzları, bu tür kritik kararların tek bir hekim tarafından değil farklı uzmanlık alanlarını bir araya getiren bir konsey tarafından alınmasını önermektedir. “Kalp Ekibi” olarak adlandırılan bu konsey, hastayı bütüncül bir yaklaşımla değerlendirir.
Bu ekipte kalp ve damar cerrahları, girişimsel kardiyologlar, görüntüleme uzmanları ve anestezi hekimleri bir araya gelerek hastanın tıbbi dosyasını detaylıca incelerler. Hastanın yaşı, akciğerlerinin durumu böbrek fonksiyonları, kalp kasının yapısı ve genel bedensel dayanıklılığı gibi pek çok parametre masaya yatırılır. Eğer cerrahi risk düşükse ve kapağın yapısı ameliyatla tamire daha uygunsa açık cerrahi ön planda tutulabilir. Ancak hasta cerrahi açıdan kırılgan bulunuyorsa, transkateter yöntemlerin sunacağı faydalar tartışılır ve en uygun girişimsel yol haritası belirlenir.
Tıp dünyasında yaşanan bu ilerlemeler, hastalara geçmişe kıyasla çok daha nazik, konforlu ve güvenli yollar sunmaktadır. Geçmişte kaderine terk edilmek zorunda kalınan birçok hasta, bugün damar içinden yapılan işlemlerle yeniden rahat bir nefes alabilmektedir. Mitral kapak yetersizliği teşhisi konan hastaların, tedavi kararı verilmeden önce bu konuda uzmanlaşmış konseyler ve girişimsel kardiyoloji birimleri tarafından değerlendirilmesi, bedenleri için en doğru adımı atmalarına imkan tanıyacaktır. Bilim ve hekimlik pratiği her geçen gün daha şefkatli dokunuşlarla yaşam kalitesini artırmaya devam etmektedir.
Sıkça sorulan sorular
MitraClip, kasıktan kateterle uygulanan minimal invaziv bir yöntemdir ve açık kalp ameliyatı gerektirmez. Mitral kapak ameliyatında ise kapağın cerrahi olarak onarılması veya değiştirilmesi yapılır. Tedavi seçimi hastaya göre planlanır.
MitraClip sonrasında hastanede kalış ve günlük yaşama dönüş süresi genellikle daha kısadır. Cerrahi mitral kapak ameliyatında ise göğüs kemiğinin iyileşmesi nedeniyle toparlanma süreci daha uzun olabilir.
MitraClip, özellikle ileri yaşta olan, açık kalp ameliyatı açısından yüksek risk taşıyan ve uygun anatomik yapıya sahip ciddi mitral kapak yetersizliği hastalarında değerlendirilen bir tedavi seçeneğidir.
Kapakta ileri yapısal bozukluk, ciddi kireçlenme, onarılamayacak hasar veya MitraClip için uygun olmayan anatomik özellikler varsa cerrahi kapak onarımı ya da kapak değişimi tercih edilebilir.
Tedavi başarısı; mitral kapak yetersizliğinin derecesi, kapak anatomisi, kalbin pompa gücü, hastanın yaşı, eşlik eden hastalıklar ve işlemin deneyimli merkezlerde uygulanmasına göre değişebilir.
İşlem sonrasında kullanılacak kan sulandırıcı ve diğer ilaçlar hastanın ritim bozukluğu, kapak hastalığı ve ek sağlık sorunlarına göre belirlenir. İlaçlar yalnızca kardiyoloji uzmanının önerdiği şekilde kullanılmalıdır.
Her iki tedaviden sonra da ekokardiyografi ve kardiyoloji kontrolleriyle mitral kapağın işlevi değerlendirilir. Düzenli takip, olası komplikasyonların erken saptanmasına ve tedavi başarısının izlenmesine yardımcı olur.
Çoğu hasta işlemden kısa süre sonra ayağa kalkabilir ve birkaç gün içinde günlük aktivitelerine dönebilir. Fiziksel aktiviteye dönüş süresi ise hastanın klinik durumu ve doktor önerilerine göre planlanmalıdır.
Başarılı tedavi sonrasında nefes darlığı, çabuk yorulma ve egzersiz kısıtlılığı gibi şikâyetlerde belirgin azalma görülebilir. Bu sayede birçok hastanın günlük yaşam kalitesi ve fiziksel kapasitesi artabilir.
Tedavi kararı; kapak yapısı, mitral yetersizliğin derecesi, hastanın yaşı, cerrahi riski ve eşlik eden hastalıklar birlikte değerlendirilerek kardiyoloji ve kalp cerrahisi uzmanlarından oluşan kalp ekibi tarafından verilir.

Prof. Dr. Kadriye Orta Kılıçkesmez, Türk kardiyoloji alanında önde gelen isimlerden biridir. 24 Ocak 1974’te Tekirdağ’da doğmuştur. Lisans eğitimini İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde tamamladıktan sonra uzmanlık alanı olarak kardiyolojiyi seçmiş ve aynı üniversitenin Kardiyoloji Enstitüsü’nde uzmanlık eğitimini almıştır.2015 yılında üniversite tarafından görevlendirilerek Şişli Etfal kardiyoloji kliniğini ve Angio laboratuarını kurmuştur. 2017 yılında profesör olan Kadriye Kılıçkesmez 2020 yılında Prof Dr. Cemil Taşçı Hastanesi’nin kardiyoloji kliniğini ve Angio laboratuvarını kurmuş, kliniğin eğitim kliniği olmasını sağlamıştır.
