TriClip, ilaç tedavisine yanıt vermeyen ciddi triküspit kapak yetmezliği vakalarında, göğüs kafesini açmadan uygulanan ve “mandallama” tekniğiyle çalışan gelişmiş bir transkateter kapak onarım yöntemidir. Kasıktan girilerek kalbin sağ tarafına ulaşılan bu minimal invaziv işlemde, tam kapanamayan kapak yaprakçıkları özel bir klips yardımıyla birbirine tutturularak kanın geriye kaçışı mekanik olarak engellenir. Özellikle açık kalp ameliyatını kaldıramayacak yüksek riskli hastalarda tercih edilen bu tedavi; sağ kalp yetmezliğine bağlı gelişen bacak ödemi, karın şişliği ve nefes darlığı gibi semptomları, kalbi durdurmaya gerek kalmadan ve iyileşme sürecini kısaltarak etkili bir şekilde ortadan kaldırmayı hedefler.

DSC 7286

Prof. Dr. Kadriye Kılıçkesmez
Kardiyoloji, Girişimsel Kardiyolog – Interventional Cardiologist

Prof. Dr. Kadriye Orta Kılıçkesmez, Türk kardiyoloji alanında önde gelen isimlerden biridir. 24 Ocak 1974’te Tekirdağ’da doğmuştur. Lisans eğitimini İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde tamamladıktan sonra uzmanlık alanı olarak kardiyolojiyi seçmiş ve aynı üniversitenin Kardiyoloji Enstitüsü’nde uzmanlık eğitimini almıştır.

Kısa bir süre Çorlu Millet Hastanesi ve Türk Böbrek Vakfı Hizmet Hastanesi’nde çalıştıktan sonra İ.Ü Kardiyoloji Enstitüsü’ne geri dönmüştür. Akademik hayatına burada devam eden Kadriye Kılıçkesmez 2012 yılında doçent olmuştur. Ardından Royal Brompton’da kompleks koroner girişimler, CTO intrakoroner görüntüleme ve yapısal kalp hastalıkları konusunda çalışmış, bilimsel makaleler yazmıştır. 2015 yılında üniversite tarafından görevlendirilerek Şişli Etfal kardiyoloji kliniğini ve Angio laboratuarını kurmuştur. 2017 yılında profesör olan Kadriye Kılıçkesmez 2020 yılında Prof Dr. Cemil Taşçıoğlu Hastanesi’nin kardiyoloji kliniğini ve Angio laboratuvarını kurmuş, kliniğin eğitim kliniği olmasını sağlamıştır.

Devamını Görüntüle

Triclip (Ameliyatsız Triküspit Kapak Yetmezliği Tedavisi) Nedir?

TriClip, triküspit kapak yetmezliğinin açık kalp ameliyatı gerektirmeden, kateter tabanlı yöntemle tedavi edilmesini sağlayan minimal invaziv bir girişimdir. Kasık toplardamarı yoluyla ilerletilen sistemle kapak yaprakçıkları birbirine yaklaştırılarak geri kaçış azaltılır. Özellikle yüksek cerrahi risk taşıyan hastalarda tercih edilir. İşlem, ekokardiyografi ve floroskopi eşliğinde gerçekleştirilir ve hastanede kalış süresi genellikle kısadır.

Triküspit kapak anatomisi nasıldır ve vücuttaki görevi nedir?

Kalbin işleyişini anlamak için onu dört odalı bir eve benzetebiliriz. Bu evin sağ tarafındaki üst oda ile alt oda arasındaki kapıya triküspit kapak adı verilir. Bu kapak, vücuttan toplanıp gelen oksijeni azalmış kanın, sağ kulakçıktan sağ karıncığa geçişini kontrol eden tek yönlü bir geçiş noktasıdır. Sağlıklı bir bireyde bu kapakçık, kan sağ karıncığa dolarken açılır, karıncık kasılıp kanı akciğerlere pompaladığında ise sıkıca kapanır. Bu kapanma mekanizması hayati bir öneme sahiptir çünkü kanın geldiği yöne, yani geriye doğru kaçmasını engeller.

Kapağın “triküspit” olarak adlandırılmasının temel nedeni, üç adet yaprakçıktan oluşmasıdır. Anterior (ön), posterior (arka) ve septal (duvar tarafı) olarak adlandırılan bu üç yaprakçık, paraşüt iplerine benzeyen ince bağlarla kalp duvarındaki kaslara tutunur. Her kalp atışında bu yaprakçıklar mükemmel bir senkronizasyonla hareket eder. Kanın akciğerlere gönderilip oksijenlenmesi ve tekrar vücuda dağılması döngüsünün en kritik dişlilerinden biri bu kapaktır. Ancak bu kapak yapısının bozulması veya tam kapanamaması, tüm dolaşım sistemini etkileyen zincirleme sağlık sorunlarını beraberinde getirir.

Triküspit kapak yetmezliği neden oluşur ve kalbi nasıl etkiler?

Triküspit kapak yetmezliği, kalp kasıldığında kapak yaprakçıklarının birbirine değememesi ve arada bir boşluk kalması durumudur. Bu boşluktan dolayı, akciğerlere gitmesi gereken kanın bir kısmı geriye, sağ kulakçığa kaçar. Tıp dilinde “regürjitasyon” olarak bilinen bu durum kalbin sağ tarafında basınç artışına ve zamanla kalbin genişlemesine yol açar.

Bu hastalığın oluşum nedenlerine baktığımızda, sorunun genellikle kapağın kendisinden ziyade kalbin diğer bölgelerinden kaynaklandığını görürüz. Olguların çok büyük bir kısmında “fonksiyonel” dediğimiz bir durum söz konusudur. Yani kapak yaprakçıkları aslında sağlamdır ancak kapağın oturduğu çerçeve (anulus) genişlemiştir. Kalbin sol tarafındaki kapak hastalıkları, ritim bozuklukları veya kalp yetmezliği gibi durumlar kalbi büyütür. Kalp büyüdükçe kapağın çerçevesi de genişler ve yaprakçıkların boyu bu genişleyen alanı kapatmaya yetmez. Sonuç olarak kapı kanatları birbirine ulaşamaz ve ortada sürekli açık kalan bir delik oluşur.

Bunun dışında daha az sıklıkla görülen ve “primer” nedenler olarak adlandırılan durumlar da vardır. Bunlar doğrudan kapağın yapısını bozan hastalıklardır. Örneğin kalp pili kablolarının kapağı zedelemesi, geçirilmiş kalp enfeksiyonları (endokardit), romatizmal ateş veya doğuştan gelen bazı anomaliler kapağın bozulmasına yol açabilir. Nedeni ne olursa olsun, sonuç değişmez: Kanın yanlış yöne akması ve vücudun sıvı dengesinin bozulması.

Triküspit kapak yetmezliğine zemin hazırlayan durumlar şunlardır:

  • Sol kalp yetmezliği
  • Mitral kapak hastalıkları
  • Aort kapak hastalıkları
  • Atriyal fibrilasyon
  • Pulmoner hipertansiyon
  • Kalp pili kabloları
  • Ebstein anomalisi
  • Romatizmal kalp hastalığı
  • Karsinoid sendrom
  • Endokardit

Triküspit kapak yetmezliği olan hastalarda hangi belirtiler görülür?

Hastalık genellikle sinsi başlar ve uzun süre belirti vermeyebilir. Ancak kaçak miktarı arttıkça ve sağ kalp zorlanmaya başladıkça, vücutta sıvı birikimi ile karakterize olan “sağ kalp yetmezliği” tablosu oturmaya başlar. Hastaların en çok yakındığı durum vücutlarındaki şişlikler ve geçmeyen yorgunluk hissidir. Kan, kalbin sağ tarafından ileriye yeterince güçlü pompalanamadığı için geride göllenmeye başlar. Bu göllenme ilk olarak yerçekiminin etkisiyle ayaklarda ve bacaklarda kendini gösterir.

Zamanla bu sıvı birikimi karın boşluğuna kadar ilerleyebilir. Karaciğer ve bağırsak damarlarındaki kanın boşalamaması, hastalarda ciddi bir hazımsızlık, şişkinlik ve iştahsızlık yaratır. Hasta çok az yemek yese bile midesinde büyük bir dolgunluk hisseder. Ayrıca kalbin yeterli kanı temizlenmek üzere akciğerlere gönderememesi, vücudun oksijensiz kalmasına ve efor kapasitesinin düşmesine neden olur. Basit bir ev işi yapmak veya kısa bir mesafe yürümek bile hastayı nefes nefese bırakabilir.

Hastalarda sıkça görülen şikayetler şunlardır:

  • Ayak bileği şişliği
  • Bacaklarda ödem
  • Karın şişliği
  • Çabuk yorulma
  • Halsizlik
  • Nefes darlığı
  • Boyun damarlarında belirginleşme
  • Hazımsızlık
  • İştahsızlık
  • Çarpıntı
  • Gece sık idrara çıkma

TriClip cihazı nedir ve teknik olarak nasıl çalışır?

TriClip, esasen mitral kapak tedavisinde başarısı kanıtlanmış bir teknolojinin, triküspit kapağın kendine has ve daha ince yapısına uyarlanmış halidir. Cihazın çalışma prensibini anlamak için basit bir “mandal” veya “ataş” benzetmesi yapabiliriz. Eğer bir gömleğin düğmesi kopmuşsa ve yaka sürekli açık duruyorsa, iki yakayı bir araya getirip küçük bir mandalla tutturduğunuzda açıklık kapanır. TriClip de bu mantıkla işler.

Girişimsel kardiyologlar, damar yoluyla kalbe ulaştırdıkları bu milimetrik cihazı, kapağın en çok kaçıran bölgesine yerleştirirler. Cihazın kolları, kaçıran iki yaprakçığı (örneğin ön ve duvar tarafı yaprakçıklarını) yakalar ve birbirine yaklaştırır. Bu işlem sonucunda, eskiden tek ve büyük bir kaçak deliği varken, şimdi klipsin sağında ve solunda kalan çok daha küçük iki delik oluşur. Bu yeni yapı kanın karıncığa geçişine izin verirken, geriye kaçışını büyük ölçüde engeller.

Triküspit kapak yaprakçıkları çok ince ve hareketli olduğu için bunları aynı anda yakalamak zordur. Yeni sistemler, “bağımsız yakalama” özelliği sayesinde hekimin önce bir yaprakçığı yakalayıp sabitlemesine, ardından diğer yaprakçığı uygun pozisyonda tutmasına olanak tanır. Bu özellik, işlemin başarı şansını ve güvenliğini artıran en önemli faktörlerden biridir.

Tedaviler hakkında bilgi almak ve randevu oluşturmak için bizimle iletişime geçin!

Açık kalp cerrahisi varken neden TriClip yöntemine ihtiyaç duyulur?

Triküspit kapak, tıp tarihinde uzun süre “unutulan kapak” olarak nitelendirilmiştir. Bunun sebeplerinden biri, sadece triküspit kapak için yapılan açık kalp ameliyatlarının riskli olmasıdır. Hastaların çoğu ileri yaş grubundadır veya daha önce başka kalp ameliyatları geçirmiştir. Ayrıca karaciğer ve böbrek fonksiyonları bozulmuş bir hastada göğüs kafesini açmak, kalbi durdurmak ve kalp-akciğer makinesine bağlamak, iyileşme sürecini çok zorlaştırabilir ve hayati risk oluşturabilir.

TriClip yöntemi, “minimal invaziv” dediğimiz, vücut bütünlüğünü en az bozan kategoride yer alır. Bu işlemde neşter kullanılmaz, göğüs kemiği kesilmez ve en önemlisi kalp durdurulmaz. İşlem hastanın kalbi normal ritminde çalışmaya devam ederken, kasıktaki toplardamardan girilerek yapılır. Bu yaklaşım cerrahi riski çok yüksek olan veya “ameliyat edilemez” denilen hastalar için yeni bir umut kapısı olmuştur. Hastalar, büyük bir ameliyatın travmasını yaşamadan, sadece damar yolundan yapılan bir girişimle kapak kaçaklarının tamir edilmesine olanak bulurlar.

TriClip işlemi için ideal hasta profili kimlerdir?

Her triküspit yetmezliği olan hasta bu işlem için uygun olmayabilir. Başarılı bir sonuç alabilmek için titiz bir hasta seçimi şarttır. Genellikle “Kalp Takımı” (kardiyologlar, kalp cerrahları ve görüntüleme uzmanlarından oluşan konsey) tarafından değerlendirilen hastalar için bu karar verilir. İlaç tedavisine rağmen şikayetleri gerilemeyen, vücudunda sürekli ödem oluşan ve yaşam kalitesi düşen hastalar öncelikli adaylardır.

Ancak anatomik uygunluk da en az klinik durum kadar önemlidir. Kapak yaprakçıkları arasındaki boşluğun çok büyük olması, yaprakçıkların çok kısa olması veya kapak üzerinde yoğun kireçlenme (kalsifikasyon) bulunması, klipsin tutunmasını zorlaştırabilir. Ayrıca hastanın sağ kalp fonksiyonlarının tamamen tükenmemiş olması gerekir. Eğer sağ karıncık kası artık hiç kasılamayacak kadar zayıflamışsa, kapağı tamir etmek hastaya beklenen faydayı sağlamayabilir.

Uygun hasta kriterleri şunlardır:

  • İleri derece kapak kaçağı
  • Yüksek cerrahi risk
  • Semptomatik durum
  • İlaç tedavisine direnç
  • Uygun anatomik yapı
  • Korunmuş sağ kalp fonksiyonu
  • Makul yaşam beklentisi

İşlem öncesi hazırlık ve görüntüleme süreci nasıl işler?

TriClip işlemine karar vermeden önce yapılan en kritik tetkik, yemek borusundan girilerek yapılan kalp ultrasonudur (Transözofageal Ekokardiyografi – TÖE). Triküspit kapak, göğüs duvarının ön tarafında yer alsa da detaylı yapısını görmek için arkadan, yani yemek borusundan bakmak gerekir. Bu işlem sırasında hastaya hafif bir sakinleştirici verilir ve ultrason probu yutturulur.

Bu görüntüleme yöntemi sayesinde kapağın üç boyutlu haritası çıkarılır. Kaçağın nereden kaynaklandığı, yaprakçıkların hareketliliği ve klipsin nereye yerleştirileceği milimetrik olarak planlanır. Bazen görüntü kalitesinin yetersiz olduğu durumlarda, kasıktan girilerek kalbin içine yerleştirilen özel bir ultrason probu (ICE – İntrakardiyak Ekokardiyografi) da kullanılabilir. Ayrıca hastanın genel sağlık durumunu, böbrek ve karaciğer fonksiyonlarını değerlendirmek için kapsamlı kan tahlilleri yapılır.

TriClip prosedürü adım adım nasıl uygulanır?

İşlem tam steril koşulların sağlandığı anjiyografi laboratuvarında gerçekleştirilir. Hasta konforu ve işlemin hassasiyeti açısından genellikle genel anestezi tercih edilir, böylece hasta işlem boyunca uyur ve hiçbir ağrı hissetmez.

Operasyonun ilk adımı, sağ kasık bölgesindeki toplardamara (femoral ven) ultrason eşliğinde girilmesidir. Buraya yerleştirilen küçük bir kılıf aracılığıyla, işlemin yapılacağı özel yönlendirilebilir kateter kalbe doğru ilerletilir. Kateterin ucu sağ kulakçığa ulaştığında, yemek borusundaki ultrason probundan gelen canlı görüntüler rehberliğinde asıl cihaz (TriClip) kapağın üzerine getirilir. Bu aşama, bir pilotun uçağı piste indirmesine benzer; doktor, kumanda kolunu kullanarak cihazı kapağın kaçıran bölgesine tam dik gelecek şekilde hizalar.

Hizalama tamamlandıktan sonra cihazın kolları açılır ve sağ karıncığa doğru ilerletilir. Daha sonra cihaz yavaşça geri çekilirken, “gripper” adı verilen tutucu iğneler yardımıyla kapak yaprakçıkları yakalanır. Hekim, ultrason ekranında yaprakçıkların güvenli bir şekilde tutulduğundan emin olduktan sonra klipsi kapatır. Bu aşamada hemen bir kontrol yapılır: Kaçak azaldı mı? Kapak alanı yeterli mi? Eğer sonuç tatmin ediciyse klips serbest bırakılır ve kalıcı olarak orada kalır. Bazı “sel gibi” kaçaklarda tek bir klips yeterli olmayabilir, bu durumda aynı seansta ikinci veya üçüncü bir klips daha takılabilir. Son olarak kateter vücuttan çıkarılır ve kasıktaki giriş yerine küçük bir dikiş atılarak işlem sonlandırılır.

Tedaviler hakkında bilgi almak ve randevu oluşturmak için bizimle iletişime geçin!

İyileşme süreci nasıldır ve hastalar ne zaman taburcu edilir?

TriClip işleminin en belirgin avantajlarından biri, hastaların iyileşme hızının çok yüksek olmasıdır. Göğüs kafesi açılmadığı için kemik iyileşmesi gibi uzun ve ağrılı bir süreç yoktur. Hastalar işlemden hemen sonra uyandırılır. Genellikle ilk geceyi tedbir amaçlı olarak yoğun bakımda veya özel izlem odasında geçirirler.

İşlemden 4 ila 6 saat sonra, kasık bölgesindeki kanama kontrolü yapıldıktan sonra hastanın ayağa kalkmasına ve yürümesine izin verilir. Ertesi gün yapılan kontrollerde her şey yolundaysa, hasta taburcu edilip evine gönderilebilir. Eve dönüşte hastalar genellikle birkaç gün içinde kendi günlük işlerini yapabilecek duruma gelirler. Ağır kaldırmamak ve kasık bölgesini zorlamamak kaydıyla normal hayatlarına hızla dönebilirler.

İşlem sonrasında hangi ilaçlar kullanılır ve nelere dikkat edilmelidir?

Vücuda yabancı bir cisim (klips) yerleştirildiği için, işlem sonrası dönemde kan sulandırıcı kullanımı büyük önem taşır. Bu ilaçlar, klips üzerinde pıhtı oluşmasını engellemek ve cihazın vücut dokusuyla kaplanarak kaynaşması sürecini (endotelizasyon) güvenle tamamlaması için gereklidir. Eğer hastanın ritim bozukluğu varsa ve zaten kan sulandırıcı kullanıyorsa, genellikle aynı ilaca devam edilir. Ritim bozukluğu olmayan hastalarda ise belirli bir süre (genellikle 1-3 ay) aspirin ve benzeri damar koruyucu ilaçlar verilir.

Ayrıca enfeksiyon riskine karşı “endokardit profilaksisi” adı verilen koruyucu önlemler alınmalıdır. İşlemden sonraki ilk 6 ay içinde diş çekimi veya cerrahi bir işlem yapılacaksa, mutlaka öncesinde koruyucu antibiyotik kullanılmalıdır. Hastaların tuzsuz diyete devam etmeleri, günlük kilo takibi yapmaları ve doktorlarının önerdiği idrar söktürücü ilaç dozlarına uymaları, tedavinin uzun vadeli başarısı için kritiktir.

İşlem sonrası dikkat edilmesi gerekenler şunlardır:

  • Düzenli ilaç kullanımı
  • Tuz kısıtlaması
  • Günlük kilo takibi
  • Yara yeri temizliği
  • Diş hijyeni
  • Düzenli yürüyüş
  • Bol sıvı alımı (doktor kontrolünde)

TRILUMINATE çalışması ve klinik sonuçlar bize ne söylüyor?

TriClip sisteminin etkinliği, dünya çapında ses getiren TRILUMINATE adlı kapsamlı bir bilimsel çalışma ile kanıtlanmıştır. Bu çalışma, sadece ilaç tedavisi alan hastalarla TriClip uygulanan hastaları karşılaştırmıştır. Sonuçlar oldukça çarpıcıdır. TriClip uygulanan hastaların yaşam kalitesinde, ilaç grubuna göre çok daha belirgin bir iyileşme gözlenmiştir.

Çalışma verilerine göre, işlemden bir yıl sonra hastaların %87’sinde kapak kaçağı “orta” veya daha hafif seviyelere inmiştir. Bu oran sadece ilaç tedavisi alan grupta %5 civarındadır. Daha da önemlisi, hastaların kalp yetmezliği nedeniyle hastaneye yatış oranlarında ciddi bir düşüş sağlanmıştır. Hastalar daha rahat nefes aldıklarını, daha uzun mesafeleri yürüyebildiklerini ve sosyal hayatlarına geri dönebildiklerini ifade etmektedirler. Bu sonuçlar, TriClip’in sadece kozmetik bir düzeltme olmadığını, hastanın hayatına doğrudan dokunan somut faydalar sağladığını göstermektedir.

Olası komplikasyonlar ve riskler nelerdir?

Her tıbbi müdahalede olduğu gibi TriClip işleminde de bazı riskler mevcuttur, ancak bunlar açık cerrahiye kıyasla oldukça düşüktür. En sık karşılaşılan sorun, giriş yeri olan kasıktaki damarda kanama veya morarma olmasıdır. Bu durum genellikle basit baskı yöntemleri veya küçük müdahalelerle çözülür.

Daha nadir görülen teknik komplikasyonlar arasında “Single Leaflet Device Attachment” (SLDA) denilen durum yer alır. Bu klipsin tuttuğu yaprakçıklardan birini bırakması anlamına gelir. Böyle bir durumda genellikle ikinci bir klips takılarak kapağın stabilizasyonu sağlanır. Bir diğer risk ise kapağı tamir etmeye çalışırken çok fazla sıkıştırıp darlığa yol açmaktır. Ancak işlem sırasında sürekli basınç ölçümleri yapıldığı için bu risk minimuma indirilmiştir. Çok nadiren de olsa cihazın yerinden oynaması veya damar hasarı gibi durumlar görülebilir. Ancak deneyimli ellerde ve donanımlı merkezlerde bu işlemin başarı oranı %95’in üzerindedir.

TriClip (Ameliyatsız Triküspit Kapak Yetmezliği Tedavisi) Fiyatları 2026

TriClip (Ameliyatsız Triküspit Kapak Yetmezliği Tedavisi) fiyatları ameliyatın yapılacağı hastaneye, hastanın durumuna göre değişmektedir.

İstanbul'da TriClip (Ameliyatsız Triküspit Kapak Yetmezliği Tedavisi) Yapan Doktorlar & Hastaneler

TriClip (Ameliyatsız Triküspit Kapak Yetmezliği Tedavisi) İstanbul'da girişimsel kardiyologlar tarafından uygun alt yapıya sahip özel hastanelerde veya devlet hastanelerinde yapılır.

TriClip (Ameliyatsız Triküspit Kapak Yetmezliği Tedavisi) Olanların Yorumları

Prof. Dr. Kadriye Kılıçkesmez'in yorumları için Google Haritalar veya Doktortakvimi'ni ziyaret edebilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Tedavi, yetmezliğin derecesine ve altta yatan nedene göre planlanır. Hafif vakalarda ilaç tedavisi ve düzenli takip yeterli olabilir. İleri durumlarda kapak onarımı veya kapak değişimi ameliyatı gerekebilir.

Hafif triküspit yetmezliği genellikle ciddi sorun yaratmaz. Ancak ileri derecelerde kalp yetmezliği, karaciğer büyümesi ve bacaklarda şişlik gelişebilir. Bu nedenle düzenli kardiyoloji takibi önerilir.

Triküspit yetmezliği hafif, orta ve ileri derece olarak sınıflandırılır. Derecelendirme, kapaktan geriye kaçan kan miktarına göre yapılır ve tedavi planını belirlemede önemlidir.

Triküspit kapak değişimi, ciddi yetmezlik durumunda hasarlı kapağın biyolojik veya mekanik protezle değiştirilmesidir. Genellikle diğer kalp ameliyatlarıyla birlikte uygulanabilir.

Ameliyat riskleri arasında kanama, enfeksiyon, ritim bozukluğu ve anesteziye bağlı komplikasyonlar bulunur. Deneyimli merkezlerde risk oranı düşüktür ancak hasta özelliklerine göre değişebilir.

Son Yazılar

AORT Kapak Yetmezliği: Belirtileri, Dereceleri ve Tedavisi

Girişimsel Kardiyoloji | Prof. Dr. Kadriye Kılıçkesmez » Genel » AORT [...]

Devamını Oku ➜
Aort Kapak Kaçağı Nedir? Belirtileri ve Tedavisi

Girişimsel Kardiyoloji | Prof. Dr. Kadriye Kılıçkesmez » Genel » Aort [...]

Devamını Oku ➜
Kalp Kapağı Nedir? Kalp Kapağı Hastalıkları, Belirtileri ve Tedavileri

Girişimsel Kardiyoloji | Prof. Dr. Kadriye Kılıçkesmez » Genel » Kalp [...]

Devamını Oku ➜
Kalp Romatizması Nedir? Belirtileri ve Tedavisi

Girişimsel Kardiyoloji | Prof. Dr. Kadriye Kılıçkesmez » Genel » Kalp [...]

Devamını Oku ➜
Anjiyo Nedir? Nasıl Yapılır ve Riskleri Nelerdir?

Girişimsel Kardiyoloji | Prof. Dr. Kadriye Kılıçkesmez » Genel » Anjiyo [...]

Devamını Oku ➜
Koroner Arter Hastalığı Nedir? Belirtileri, Nedenleri ve Tedavileri

Girişimsel Kardiyoloji | Prof. Dr. Kadriye Kılıçkesmez » Genel » Koroner [...]

Devamını Oku ➜
Kalp Damar Tıkanıklığı Nedir? Belirtileri ve Tedavisi

Girişimsel Kardiyoloji | Prof. Dr. Kadriye Kılıçkesmez » Genel » Kalp [...]

Devamını Oku ➜
Kalp Yetmezliği Nedir? Kalp Yetmezliği Belirtileri ve Tedavisi

Girişimsel Kardiyoloji | Prof. Dr. Kadriye Kılıçkesmez » Genel » Kalp [...]

Devamını Oku ➜