Ameliyatsız ASD kapatma, atriyal septal defektin açık cerrahiye gerek kalmadan kateter yöntemiyle kapatılması işlemidir. Bu yöntem, kasık toplardamarından ilerletilen özel kapatma cihazı ile kalpteki deliğin kontrollü biçimde kapatılmasını sağlar ve uygun hastalarda güvenli bir tedavi seçeneği sunar.

Ameliyatsız ASD kapatma yöntemi özellikle sekundum tip atriyal septal defektlerde tercih edilir ve işlem anjiyografi laboratuvarında gerçekleştirilir. Floroskopi ve ekokardiyografi eşliğinde ilerletilen cihaz, defekt alanına yerleştirilir ve iki diskli yapısı sayesinde septumu iki taraftan kavrayarak kalıcı kapanma sağlar.

Kateterle ASD kapatma avantajları arasında kısa hastanede kalış süresi, genel anestezi gereksiniminin olmaması ve hızlı iyileşme süreci bulunur. Göğüs kafesinin açılmaması enfeksiyon ve kanama riskini düşürürken, kozmetik açıdan da belirgin üstünlük sağlar ve günlük yaşama dönüş süresi kısalır.

Ameliyatsız ASD kapatma sonrası takip süreci düzenli kardiyolojik kontrolleri içerir ve ekokardiyografik değerlendirme ile cihazın konumu izlenir. İşlem sonrası belirli süre antiplatelet tedavi uygulanır ve hastaların fiziksel aktiviteye dönüşü hekim önerilerine göre planlanır.

Bilmeniz GerekenlerBilgi
TanımAmeliyatsız ASD (Atriyal Septal Defekt) kapatma, kalbin sağ ve sol kulakçıkları (atriyumları) arasındaki deliğin açık kalp ameliyatı yapılmaksızın, kateter yöntemi ile özel bir kapatma cihazı kullanılarak kapatılması işlemidir.
ASD Nedir?Atriyal Septal Defekt, doğuştan kalp hastalıkları arasında yer alan ve atriyumlar arasındaki septumda açıklık bulunması ile karakterize bir durumdur. Bu açıklık, oksijenlenmiş kanın sol kulakçıktan sağ kulakçığa geçmesine neden olur.
Uygun ASD TipleriEn sık sekundum tip ASD’lerde uygulanır. Primum tip, sinus venosus tip ve koroner sinüs tipi ASD’ler genellikle cerrahi tedavi gerektirir ve kateter yöntemi için uygun değildir.
EndikasyonlarSağ kalp boşluklarında genişleme, belirgin sol-sağ şant varlığı, egzersiz intoleransı, çabuk yorulma, nefes darlığı, tekrarlayan akciğer enfeksiyonları ve paradoksal emboli öyküsü olan hastalarda önerilir.
Kimler İçin Uygun Değildir?Çok büyük defektler, yeterli septal kenar dokusu bulunmayan hastalar, eşlik eden ciddi kalp kapak hastalığı veya başka cerrahi gerektiren kardiyak anomaliler varlığında uygun olmayabilir.
İşlem Nasıl Yapılır?Genellikle kasık toplardamarından (femoral ven) girilerek kateter yardımıyla kalbe ulaşılır. Defekt alanına özel çift diskli kapatma cihazı yerleştirilir ve septumun iki tarafına tutunarak deliği kapatır.
Anestezi TürüÇoğunlukla genel anestezi veya derin sedasyon altında gerçekleştirilir. İşlem sırasında transözofageal ekokardiyografi (TEE) veya intrakardiyak ekokardiyografi ile görüntüleme yapılır.
İşlem SüresiOrtalama 30–90 dakika arasında sürer; hastanın anatomik özelliklerine göre değişiklik gösterebilir.
Hastanede Kalış SüresiGenellikle 1 gün hastanede gözlem yeterlidir. Komplikasyon gelişmezse ertesi gün taburcu edilebilir.
AvantajlarıAçık kalp ameliyatına göre daha az invazivdir, göğüs kemiği kesilmez, iyileşme süresi kısadır, daha az ağrı ve daha düşük enfeksiyon riski vardır.
Olası RisklerCihaz embolizasyonu, kalp ritim bozuklukları, damar yaralanması, perikardiyal efüzyon, trombüs oluşumu, rezidüel şant ve nadiren cihaz erozyonu gibi komplikasyonlar görülebilir.
Başarı OranıUygun hasta seçimi yapıldığında başarı oranı %95’in üzerindedir. Uzun dönem sonuçlar genellikle olumludur.
İşlem Sonrası Takipİlk 6 ay düzenli kardiyoloji kontrolleri önerilir. Ekokardiyografi ile cihaz pozisyonu ve rezidüel şant varlığı değerlendirilir.
İlaç Kullanımıİşlem sonrası genellikle 3–6 ay süreyle antiplatelet tedavi (örneğin asetilsalisilik asit) önerilir. Bazı hastalarda ek olarak ikinci bir antiplatelet ilaç verilebilir.
Günlük Yaşama DönüşÇoğu hasta birkaç gün içinde normal günlük aktivitelerine dönebilir. Ağır fiziksel aktiviteler için hekimin önerisi doğrultusunda süre belirlenir.
Uzun Dönem PrognozBaşarılı kapatma sonrası sağ kalp yükü azalır, semptomlar geriler ve yaşam kalitesi artar. Erken dönemde yapılan kapatma işlemleri uzun dönem komplikasyon riskini azaltır.
DSC 7286

Prof. Dr. Kadriye Kılıçkesmez
Kardiyoloji, Girişimsel Kardiyolog – Interventional Cardiologist

Prof. Dr. Kadriye Orta Kılıçkesmez, Türk kardiyoloji alanında önde gelen isimlerden biridir. 24 Ocak 1974’te Tekirdağ’da doğmuştur. Lisans eğitimini İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde tamamladıktan sonra uzmanlık alanı olarak kardiyolojiyi seçmiş ve aynı üniversitenin Kardiyoloji Enstitüsü’nde uzmanlık eğitimini almıştır.

Kısa bir süre Çorlu Millet Hastanesi ve Türk Böbrek Vakfı Hizmet Hastanesi’nde çalıştıktan sonra İ.Ü Kardiyoloji Enstitüsü’ne geri dönmüştür. Akademik hayatına burada devam eden Kadriye Kılıçkesmez 2012 yılında doçent olmuştur. Ardından Royal Brompton’da kompleks koroner girişimler, CTO intrakoroner görüntüleme ve yapısal kalp hastalıkları konusunda çalışmış, bilimsel makaleler yazmıştır. 2015 yılında üniversite tarafından görevlendirilerek Şişli Etfal kardiyoloji kliniğini ve Angio laboratuarını kurmuştur. 2017 yılında profesör olan Kadriye Kılıçkesmez 2020 yılında Prof Dr. Cemil Taşçıoğlu Hastanesi’nin kardiyoloji kliniğini ve Angio laboratuvarını kurmuş, kliniğin eğitim kliniği olmasını sağlamıştır.

Devamını Görüntüle

Atriyal Septal Defekt (ASD) Nedir?

Atriyal Septal Defekt (ASD), kalbin kulakçıkları (atriyumlar) arasındaki duvar olan septumda bulunan bir açıklıktır. Normalde, kalbin sağ kulakçığına dönen oksijensiz kan ile sol kulakçığına gelen oksijenli kan birbirinden ayrı tutulur. ASD varlığında ise bu iki kan akımı birbirine karışır. Bu karışım, kalbin iş yükünü artırır ve uzun vadede çeşitli sağlık sorunlarına yol açabilir.

ASD’nin Nedenleri

ASD’nin kesin nedeni çoğu zaman bilinmemektedir. Ancak genetik faktörler, anne karnındaki enfeksiyonlar veya belirli teratojenlere maruz kalma gibi etkenlerin rol oynayabileceği düşünülmektedir. Bazı durumlarda, ASD ailesel geçiş gösterebilir. Ayrıca, Down sendromu gibi genetik anormalliklerle birlikte görülme sıklığı artabilir.

ASD Tipleri

ASD’ler, septumdaki konumlarına ve büyüklüklerine göre sınıflandırılır:

  • Sekundum ASD: En sık görülen tiptir. Orta septumda, yani kulakçıkların arka kısmında yer alır.
  • Primum ASD: Septumun alt kısmında, triküspit ve mitral kapaklara yakın bir bölgede bulunur.
  • Sinus Venosus ASD: Üst vena kava veya alt vena kavanın kulakçığa girdiği bölgeye yakın yerleşir.
  • Koroner Sinüs ASD: Nadir görülen bir tiptir ve koroner sinüsün defektini içerir.

ASD’nin Belirtileri

Küçük ASD’ler genellikle belirti vermeyebilir ve tesadüfen teşhis edilebilir. Ancak daha büyük defektler veya zamanla büyüyen defektler aşağıdaki belirtilere yol açabilir:

  • Nefes darlığı: Özellikle efor sırasında hissedilir.
  • Yorgunluk: Enerji seviyesinde düşüş.
  • Kalp çarpıntısı: Düzensiz kalp atışları.
  • Sık tekrarlayan solunum yolu enfeksiyonları: Özellikle çocuklarda.
  • Büyüme geriliği: Bebeklerde ve çocuklarda.
  • İnme (felç): Nadir durumlarda, kan pıhtılarının sağdan sola geçmesiyle oluşabilir.

ASD’nin Teşhisi

ASD teşhisi genellikle fizik muayene, elektrokardiyografi (EKG), ekokardiyografi (EKO) ve nadiren kalp kateterizasyonu gibi yöntemlerle konulur. Doktorunuz, belirtilerinizi ve tıbbi geçmişinizi değerlendirdikten sonra uygun tanı yöntemlerini belirleyecektir.

  • Ekokardiyografi (EKO)

Ekokardiyografi, ASD teşhisinde en sık kullanılan yöntemdir. Ultrason dalgaları kullanarak kalbin yapısını, boyutunu ve kan akışını görüntüler. Bu sayede defektin yeri, boyutu ve ciddiyeti hakkında detaylı bilgi edinilir.

  • Transözofageal Ekokardiyografi (TEE)

Bazı durumlarda, daha net görüntüler elde etmek için yemek borusundan yapılan ekokardiyografi (TEE) tercih edilebilir. Bu yöntem, kalbin daha yakından ve detaylı bir şekilde görüntülenmesini sağlar.

  • Kardiyak Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRG) ve Bilgisayarlı Tomografi (BT)

Bu görüntüleme yöntemleri, özellikle karmaşık ASD vakalarında veya cerrahi planlama aşamasında ek bilgiler sağlamak için kullanılabilir.

Geleneksel ASD Tedavisi: Cerrahi Yöntemler

Geçmişte ASD tedavisi neredeyse tamamen cerrahi yöntemlere dayanıyordu. Açık kalp ameliyatı ile sternum (göğüs kemiği) kesilerek kalbe ulaşılır ve delik özel yamalarla veya kalbin kendi dokusuyla kapatılır. Bu yöntemler etkilidir ancak hastalar için daha uzun iyileşme süresi, daha fazla ağrı ve daha yüksek enfeksiyon riski anlamına geliyordu.

  • Açık Kalp Cerrahisi

Bu yöntemde, cerrah göğüs kafesini açarak kalbe doğrudan erişir. ASD’nin büyüklüğüne ve konumuna bağlı olarak sentetik bir yama veya otolog perikart (kalp zarı) kullanılır. Cerrahi sonrası iyileşme süreci genellikle birkaç hafta sürer ve hastaların fiziksel aktiviteye dönmeleri zaman alabilir.

  • Minimal İnvaziv Cerrahi

Teknolojinin gelişmesiyle birlikte, göğüs kafesinin tamamını açmak yerine daha küçük kesilerle yapılan minimal invaziv cerrahi teknikleri de geliştirilmiştir. Bu yöntemler, iyileşme süresini kısaltabilir ve kozmetik açıdan daha iyi sonuçlar sunabilir. Ancak hala bir cerrahi müdahale gerektirir.

Tedaviler hakkında bilgi almak ve randevu oluşturmak için bizimle iletişime geçin!

Ameliyatsız ASD Kapatma: Perkütan Yöntemler

Son yıllarda, ameliyatsız ASD kapatma yöntemleri büyük bir gelişme kaydetmiştir. Bu yöntemler, perkütan girişimsel kardiyoloji alanına girer ve genellikle kasıktan veya boyundan küçük bir damar yolu açılarak uygulanır. Bu sayede açık kalp ameliyatına gerek kalmadan ASD kapatılabilir.

Perkütan ASD Kapatma Cihazları

Ameliyatsız ASD kapatmanın temelini oluşturan bu cihazlar, özel olarak tasarlanmış implantlardır. Genellikle nitinol gibi vücutla uyumlu metallerden yapılırlar ve katlanabilir bir tasarıma sahiptirler. Cihazlar, bir kateter aracılığıyla vücuda ilerletilir ve ASD’nin üzerine yerleştirilerek deliğin kapatılmasını sağlarlar.

Cihazların Yapısı ve Çalışma Prensibi

Bu cihazlar genellikle iki adet diskten oluşur. Bu diskler, kateter aracılığıyla ASD’nin üzerine getirildiğinde açılır ve deliğin her iki tarafına yerleşerek kan akışını engeller. Zamanla, vücut bu cihazın etrafını sarar ve kalbin doğal dokusuyla bütünleşmesini sağlar. Cihazlar, kalp dokusuna zarar vermeyecek şekilde tasarlanmıştır ve vücutta kalıcı olarak kalırlar.

Cihazların Uygulanma Süreci

  1. Hazırlık: Hasta, işlem öncesinde detaylı bir muayeneden geçirilir ve gerekli görüntüleme tetkikleri yapılır.
  2. Anestezi: Genellikle lokal anestezi ve sedasyon yeterli olur. Genel anestezi nadiren kullanılır.
  3. Damar Yolu Girişi: Kasık bölgesindeki femoral arter veya vende küçük bir kesi yapılır ve buradan ince bir kılıf (sheath) yerleştirilir.
  4. Kateter Yerleştirme: Bu kılıf aracılığıyla özel bir kateter, ASD’ye kadar ilerletilir. Ekokardiyografi veya floroskopi gibi görüntüleme yöntemleri ile kateterin konumu sürekli izlenir.
  5. Defekt Ölçümü: ASD’nin boyutu ve şekli hassas bir şekilde ölçülür.
  6. Cihaz Seçimi ve Yerleştirilmesi: Ölçümlere uygun ASD kapatma cihazı seçilir. Cihaz, kateterin ucunda katlanmış halde ASD’nin üzerine getirilir. Cihazın doğru pozisyonda olduğundan emin olunduktan sonra yavaşça açılarak yerleştirilir.
  7. Kontrol: Cihazın yerleştirilmesinin ardından, kan akışının tamamen durduğu ve cihazın stabil olduğu kontrol edilir.
  8. Kılıfın Çıkarılması: Kılıf çıkarılır ve giriş yapılan bölgeye baskı uygulanarak kanama durdurulur.

Farklı ASD Kapatma Cihazları

Piyasada farklı üreticiler tarafından sunulan çeşitli ASD kapatma cihazları bulunmaktadır. Bunlardan bazıları şunlardır:

  • A-Seed (Lifetech): Özellikle secundum ASD’ler için tasarlanmış, disk şeklinde bir cihazdır.
  • M-Closer (Lifetech): Farklı boyutlarda ve şekillerde üretilebilen, geniş bir ASD yelpazesi için uygun bir seçenektir.
  • Cardio-SEAL (NMT Medical): Bu cihaz da secundum ASD kapatılmasında yaygın olarak kullanılır.
  • AMPLATZER Septal Occluder (St. Jude Medical/Abbott): ASD kapatma alanında uzun yıllardır kullanılan, güvenilir bir cihazdır.

Bu cihazların her birinin kendine özgü avantajları ve uygulama teknikleri olabilir. Hangi cihazın kullanılacağı, hastanın anatomisine ve defektin özelliklerine göre doktor tarafından belirlenir.

Perkütan ASD Kapatmanın Avantajları

Ameliyatsız ASD kapatma yöntemleri, geleneksel cerrahiye kıyasla pek çok önemli avantaja sahiptir:

  • Daha Az İnvazivlik: Açık kalp ameliyatına gerek kalmaz, bu da daha az doku hasarı anlamına gelir.
  • Daha Hızlı İyileşme: Hastalar genellikle aynı gün veya ertesi gün taburcu olabilirler. Fiziksel aktiviteye dönüş süresi çok daha kısadır.
  • Daha Az Ağrı: Cerrahi kesikler olmadığı için ağrı seviyesi daha düşüktür.
  • Daha Az Enfeksiyon Riski: Cerrahi alan olmadığı için enfeksiyon riski belirgin şekilde azalır.
  • Kozmetik Avantajlar: Göğüs kafesinde büyük bir kesi izi kalmaz.
  • Daha Düşük Maliyet: Uzun vadede hastanede kalış süresinin kısalığı ve komplikasyonların azalması nedeniyle maliyet etkinliği artabilir.
  • Lokal Anestezi Yeterliliği: Çoğu durumda genel anesteziye gerek duyulmaz.

Perkütan ASD Kapatmanın Dezavantajları ve Riskleri

Her tıbbi işlemde olduğu gibi, ameliyatsız ASD kapatma yöntemlerinin de potansiyel riskleri ve dezavantajları bulunmaktadır:

  • Cihaz Trombüsü: Nadiren de olsa, cihazın yüzeyinde kan pıhtısı oluşabilir. Bu durum, inme veya diğer embolik olaylara yol açabilir. Hastaların işlem sonrası belirli bir süre kan sulandırıcı ilaç kullanması gerekebilir.
  • Cihazın Yerinden Oynaması: Çok nadir durumlarda, cihaz yerleştirildikten sonra yerinden oynayabilir. Bu durum, ek bir müdahale gerektirebilir.
  • Atriyal Septal Defektin Tam Kapanmaması (Residüel Şant): Cihaz yerleştirilmesine rağmen küçük bir miktar kan sızıntısı devam edebilir. Bu genellikle klinik olarak önemsizdir ancak bazı durumlarda takip gerektirebilir.
  • Endokardit Riski: Cihazın varlığı, enfektif endokardit (kalp kapakçığı enfeksiyonu) riskini teorik olarak artırabilir. Bu nedenle hastalara hijyen kurallarına dikkat etmeleri ve enfeksiyon belirtilerinde doktora başvurmaları önerilir.
  • Atriyum-Ventral İletim Blokları: Nadiren de olsa, cihazın konumu ileti yollarını etkileyerek geçici veya kalıcı bloklara neden olabilir.
  • Büyük Damar Kılıfına Bağlı Komplikasyonlar: Giriş yapılan damarda kanama, hematom (kan birikmesi) veya yalancı anevrizma gibi komplikasyonlar görülebilir.
  • Yetersiz Anatomik Uygunluk: Her ASD hastası perkütan kapatma için uygun değildir. Defektin boyutu, konumu veya hastanın damar yapısı gibi faktörler yöntemin uygulanamamasına neden olabilir.

Komplikasyon Oranları

Perkütan ASD kapatma işleminin komplikasyon oranları oldukça düşüktür. Başarı oranları genellikle %95’in üzerindedir. Büyük komplikasyonlar (inme, ölüm, büyük kanama vb.) %1’in altında görülür. Bu oranlar, işlemin yapıldığı merkezin deneyimine ve kullanılan teknolojiye göre değişiklik gösterebilir. Örneğin, 2018 yılında yapılan bir meta-analiz, perkütan ASD kapatma işleminin genel başarı oranının %97.6 olduğunu ve ciddi komplikasyon oranının ise %0.7 olduğunu göstermiştir (Kaynak: Journal of the American College of Cardiology).

Tedaviler hakkında bilgi almak ve randevu oluşturmak için bizimle iletişime geçin!

Kimler Ameliyatsız ASD Kapatma İçin Adaydır?

Ameliyatsız ASD kapatma yöntemi, belirli kriterleri karşılayan hastalar için ideal bir tedavi seçeneğidir. Bu adaylar genellikle şunlardır:

  • Sekundum ASD’si Olan Hastalar: Perkütan yöntemler en çok secundum ASD’lerin kapatılmasında etkilidir.
  • Belirtisi Olan Hastalar: Nefes darlığı, yorgunluk, çarpıntı gibi semptomlara neden olan ASD’ler.
  • Hemodinamik Olarak Anlamlı Defektler: Kalbin iş yükünü artıran ve sağ kalp odacıklarında genişlemeye neden olan ASD’ler.
  • Cerrahi Risk Taşıyan Hastalar: Yaşlı hastalar, eşlik eden ciddi akciğer hastalığı veya diğer kronik rahatsızlıkları olan ve açık kalp ameliyatı için yüksek risk taşıyan hastalar.
  • Anatomik Olarak Uygun Olan Hastalar: Defektin boyutu, şekli ve kenar yapısı perkütan cihaz yerleşimi için uygun olan hastalar.

Hangi ASD Tipleri Perkütan Yöntemlerle Kapatılabilir?

Perkütan yöntemler öncelikli olarak sekundum ASD’lerin kapatılmasında kullanılır. Bu tip ASD’ler, septumun orta kısmında yer aldığı için cihazın yerleştirilmesi için uygun bir alan sunar. Primum ASD, sinus venosus ASD ve koroner sinus ASD gibi diğer ASD tipleri genellikle cerrahi müdahale gerektirir. Ancak teknolojik gelişmelerle birlikte, bazı özel tasarlanmış cihazlarla bu tiplerin de perkütan olarak kapatılması üzerine araştırmalar devam etmektedir.

Yaş Sınırı Var mı?

Ameliyatsız ASD kapatma için belirli bir yaş sınırı yoktur. Yöntem, hem bebeklerde hem de yaşlılarda başarıyla uygulanabilmektedir. Ancak bebeklerde ve küçük çocuklarda cihazın boyutu ve hastanın genel durumu dikkate alınır. Genellikle, çocuklarda ASD kapatma kararı, defektin boyutuna ve hastanın semptomlarına göre verilir. Erişkinlerde ise, cerrahi riski yüksek olan veya cerrahiyi reddeden hastalarda öncelikli olarak tercih edilebilir.

Ameliyatsız ASD Kapatma İşlemi Öncesi ve Sonrası Süreç

İşlem Öncesi Değerlendirme

İşlem öncesinde hastanın detaylı bir kardiyolojik değerlendirmesi yapılır. Bu değerlendirme şunları içerir:

  • Tıbbi Öykü ve Fizik Muayene: Hastanın genel sağlık durumu, mevcut hastalıkları ve şikayetleri sorgulanır.
  • Ekokardiyografi (EKO): ASD’nin yeri, boyutu, kenar yapısı ve hemodinamik önemi belirlenir.
  • Elektrokardiyografi (EKG): Kalp ritmi ve olası elektriksel anormallikler değerlendirilir.
  • Akciğer Grafisi ve Kan Testleri: Genel sağlık durumu hakkında bilgi edinilir.
  • Gerekirse Diğer Görüntüleme Yöntemleri: TEE, MRG veya BT gibi ek tetkikler istenebilir.

İşlem Sırasında

İşlem genellikle girişimsel kardiyoloji laboratuvarında, steril koşullar altında gerçekleştirilir. Doktor, hastanın durumuna göre lokal anestezi ve sedasyon uygular. İşlem süresi ortalama 30-60 dakika sürer. İşlem sırasında hastanın vital bulguları (nabız, tansiyon, oksijen saturasyonu) sürekli izlenir.

İşlem Sonrası Bakım ve Takip

İşlem sonrası hastalar genellikle birkaç saat gözlem altında tutulur. Genellikle aynı gün veya ertesi gün taburcu edilirler. Taburculuk sonrası dikkat edilmesi gerekenler şunlardır:

  • İstirahat: İlk birkaç gün ağır fiziksel aktivitelerden kaçınılmalıdır.
  • İlaç Tedavisi: Doktorun önerdiği kan sulandırıcı ilaçlar (aspirin, klopidogrel gibi) düzenli olarak kullanılmalıdır. Bu ilaçlar, cihaz üzerinde pıhtı oluşumunu engellemek için önemlidir.
  • Yara Bakımı: Giriş yapılan bölgedeki yara temiz tutulmalı ve enfeksiyon belirtilerine dikkat edilmelidir.
  • Kontrol Randevuları: İşlem sonrası belirli aralıklarla (genellikle 1., 3., 6. ve 12. aylarda) doktor kontrolü yapılır. Bu kontrollerde ekokardiyografi ile cihazın durumu ve ASD’nin tamamen kapanıp kapanmadığı değerlendirilir.
  • Diş Tedavileri: Enfektif endokardit riskini azaltmak için, invaziv diş tedavileri öncesinde doktorunuza danışmanız ve gerekli antibiyotik profilaksisini almanız önerilir.

Ameliyatsız ASD Kapatmanın Geleceği

Ameliyatsız ASD kapatma yöntemleri, kardiyoloji alanında önemli bir ilerleme sağlamıştır. Gelecekte bu alanda daha da büyük gelişmeler beklenmektedir:

  • Daha Gelişmiş Cihaz Tasarımları: Farklı ASD tipleri için daha uyumlu, daha güvenli ve daha kolay yerleştirilebilen cihazlar geliştirilecektir.
  • Biyolojik Olarak Bozunabilir Cihazlar: Gelecekte, vücutta kalıcı olmayan ve zamanla emilen cihazların geliştirilmesi hedeflenmektedir.
  • Daha Geniş Hasta Grubuna Uygulanabilirlik: Şu anda cerrahi gerektiren ASD tiplerinin de perkütan yöntemlerle tedavi edilebilmesi için araştırmalar sürmektedir.
  • Yapay Zeka ve Robotik Uygulamalar: İşlem sırasında hassasiyeti artırmak ve komplikasyonları azaltmak için yapay zeka destekli görüntüleme ve robotik cerrahi sistemlerinin entegrasyonu düşünülebilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Ameliyatsız ASD kapatma genellikle secundum tip atriyal septal defektlerde uygulanır. Delik boyutu, kenar dokuların yeterliliği ve kalp yapısı işlem için belirleyicidir. Çok büyük ya da uygun anatomide olmayan defektlerde cerrahi tercih edilebilir.

Ameliyatsız ASD kapatma kasıktan girilen ince bir kateter aracılığıyla yapılır. Özel kapatma cihazı kalpteki deliğin iki tarafına yerleştirilerek şemsiye gibi açılır ve deliği kapatır. İşlem genellikle anjiyografi ve ekokardiyografi eşliğinde gerçekleştirilir.

Ameliyatsız ASD kapatma sonrasında cihaz üzerinde nadiren pıhtı oluşabilir. Bu nedenle işlem sonrası belirli süre kan sulandırıcı ilaçlar kullanılır ve düzenli kontroller yapılır. Uygun takip ile risk oldukça düşüktür.

Ameliyatsız ASD kapatma çocukluk döneminde kalp büyümesi, sık enfeksiyon veya efor kapasitesinde azalma varsa önerilebilir. Erken müdahale, ileride gelişebilecek kalp yetmezliği ve ritim bozukluğu riskini azaltır.

Ameliyatsız ASD kapatma yapılmayan hastalarda zamanla akciğer basıncı artışı, kalp büyümesi, ritim bozuklukları ve kalp yetmezliği gelişebilir. Uzun vadede yaşam kalitesi düşebilir ve ciddi kardiyak sorunlar ortaya çıkabilir.

Ameliyatsız ASD kapatma sonrası hastalar genellikle 1–2 gün içinde taburcu edilir. Günlük hayata dönüş birkaç gün içinde mümkündür. Ağır egzersizlerden ise doktorun önerdiği süre boyunca kaçınılmalıdır.

Ameliyatsız ASD kapatma erişkin hastalarda da güvenle uygulanabilir. Ancak uzun süre tedavi edilmemiş vakalarda akciğer basıncı yüksekliği varsa detaylı değerlendirme gerekir. Uygun hastalarda başarı oranı oldukça yüksektir.

Ameliyatsız ASD kapatma, hamilelikte artan kan hacmine bağlı kalp yükünü azaltır. Gebelik öncesi kapatma işlemi yapılması, anne adayında ritim bozukluğu ve kalp yetmezliği riskini önemli ölçüde düşürür.

Ameliyatsız ASD kapatma sonrası ilk haftalarda ağır aktiviteler önerilmez. Kontroller normal ise çoğu hasta zamanla spor yapabilir. Profesyonel sporcular için kardiyoloji değerlendirmesi önemlidir.

Ameliyatsız ASD kapatma uygun hastalarda yüzde 95’in üzerinde başarı sağlar. Cihaz zamanla kalp dokusuyla bütünleşir ve kalıcı çözüm sunar. Uzun dönem sonuçlar genellikle yüz güldürücüdür ve yaşam kalitesi artar.

Son Yazılar

Soğuk Terleme Nedir? Soğuk Terleme Neden Olur?

Girişimsel Kardiyoloji | Prof. Dr. Kadriye Kılıçkesmez » Genel » Soğuk [...]

Devamını Oku ➜
Nefes Darlığı Neden Olur? Nefes Darlığına Ne İyi Gelir?

Girişimsel Kardiyoloji | Prof. Dr. Kadriye Kılıçkesmez » Genel » Nefes [...]

Devamını Oku ➜
Mitral Kapak Hastalığı: Türleri, Belirtileri ve Tedavisi

Girişimsel Kardiyoloji | Prof. Dr. Kadriye Kılıçkesmez » Genel » Mitral [...]

Devamını Oku ➜
Kalp Ritim Bozukluğu (Aritmi) Nedir? Belirtileri ve Nedenleri

Girişimsel Kardiyoloji | Prof. Dr. Kadriye Kılıçkesmez » Genel » Kalp [...]

Devamını Oku ➜
Kalp Hastalıkları Nelerdir? Kalp Hastalıkları Belirtileri

Girişimsel Kardiyoloji | Prof. Dr. Kadriye Kılıçkesmez » Genel » Kalp [...]

Devamını Oku ➜
Kalp Çarpıntısı Neden Olur? Kalp Çarpıntısı Nasıl Geçer?

Girişimsel Kardiyoloji | Prof. Dr. Kadriye Kılıçkesmez » Genel » Kalp [...]

Devamını Oku ➜
Göğüs Ağrısı Neden Olur? Göğüs Kafesi Ağrısının Nedenleri Nelerdir?

Girişimsel Kardiyoloji | Prof. Dr. Kadriye Kılıçkesmez » Genel » Göğüs [...]

Devamını Oku ➜
Bradikardi (Nabız Yavaşlaması) Nedir? Bradikardi Belirtileri

Girişimsel Kardiyoloji | Prof. Dr. Kadriye Kılıçkesmez » Genel » Bradikardi [...]

Devamını Oku ➜