Kalp muayenesi, kalbin kas yapısını, kapakçık fonksiyonlarını, damar ağını ve çalışma ritmini değerlendirerek olası kardiyovasküler hastalıkları erken evrede teşhis etmeyi sağlayan detaylı bir sağlık kontrolüdür. Bu süreç hekimin genel vücut sinyallerini dikkatle incelemesiyle başlar ve kişiye özel ihtiyaçlara göre belirlenen teknolojik ölçümlerle aşama aşama ilerleyerek yapılır. Göğüs bölgesinde hissedilen baskı, açıklanamayan yorgunluk veya nefes darlığı gibi şikayetlerin temel kaynağını bulmak için uygulanan bu yöntem kalbin anlık performansını net bir şekilde haritalandırır. Düzenli kardiyolojik değerlendirmeler, hayat kalitesini korumak ve sessizce ilerleyen sorunları tehlikeli boyutlara ulaşmadan önce güvenle çözmek için en hayati adımdır.
Kalp Muayenesi Öncesinde Vücudumuz Bize Hangi Sinyalleri Verir?
Kalp, sorun yaşamaya başladığında genellikle sessiz kalmaz; vücudun farklı bölgeleri aracılığıyla yardım çağrısında bulunur. Değerlendirme süreci, kişinin içeri adım attığı o ilk saniyede başlar. Kişinin yürüyüşündeki tempo, konuşurken nefesinin yetip yetmediği veya yüzündeki genel yorgunluk ifadesi aslında çok şey anlatır. Vücudumuzdaki kan, dokulara yeterli oksijeni taşıyamadığında cilt renginde, özellikle de dudak ve parmak uçlarında mavimsi bir renk değişikliği meydana gelebilir. Bu duruma siyanoz adı verilir ve oksijen seviyesinin düştüğünün çok net bir göstergesidir.
Bununla birlikte kalp kanı yeterince güçlü pompalayamadığında sıvı vücudun alt kısımlarında göllenmeye başlar. Bu göllenme sonucunda özellikle yer çekiminin de etkisiyle ayak bileklerinde ve bacaklarda gözle görülür şişlikler oluşur. Ödem adı verilen bu durum kalbin pompa gücünün zayıfladığını işaret edebilir. Ayrıca göz kapaklarının çevresinde beliren sarımsı ufak yağ bezeleri, kanda dolaşan kolesterol miktarının çok yüksek olduğuna dair bir ipucu olabilir. Gözlemlenebilecek bazı temel uyarıcı sinyaller şunlardır:
- Göğüs ağrısı
- Çarpıntı
- Nefes darlığı
- Çabuk yorulma
- Bacaklarda şişlik
- Dudaklarda morarma
Kalp Muayenesi Sırasında Tansiyon ve Nabız Değerleri Neden Önemlidir?
Bir makinenin doğru çalışıp çalışmadığını anlamak için basınç göstergelerine bakmak gerekir. İnsan vücudunda bu göstergeler tansiyon ve nabızdır. Tansiyon, kalbin kanı damarlara pompalarken oluşturduğu iç basıncı ifade eder. Bu basıncın sürekli yüksek olması, boru sisteminin yani damarların iç yüzeyinde zamanla hasara yol açar. Tansiyon ölçümü her iki koldan yapıldığında, kollar arasındaki basınç farkları ana damarlardaki olası bir genişlemeyi veya tıkanıklığı erkenden ortaya çıkarabilir.
Nabız ise kalbin dakikada kaç kez attığını ve bu atışların düzenli olup olmadığını gösterir. Parmak uçlarıyla damarın üzerine hafifçe dokunulduğunda hissedilen o ritmik vuruşlar, kalbin sağlık durumunun en temel yansımalarından biridir. Damarların dolgunluğu ve ritmin hızı çok önemli bilgiler barındırır. Vücutta nabız kontrolü yapılan başlıca noktalar şunlardır:
- Boyun
- El bileği
- Kasık
- Ayak sırtı
Kalp Muayenesi İçin Stetoskop Bize Neler Söyler?
Tıbbın en bilinen ve en klasik sembollerinden biri olan stetoskop, kalbin içinden gelen sesleri dışarıya taşıyan bir köprüdür. Normal ve sağlıklı bir kalpte, kapakçıkların açılıp kapanma sesleri çok net ve ritmik bir “lup-dup” şeklinde duyulur. Bu sesler, kanın odacıklar arasındaki akışını düzenleyen kapıların doğru çalıştığını gösterir.
Ancak bazen bu kapılar kireçlenir, daralır veya kapanmayarak geriye doğru kan kaçırmaya başlar. Kan, bu bozuk kapılardan veya daralmış alanlardan zorlanarak geçerken bir türbülans yaratır. Suyun dar bir borudan geçerken çıkardığı hışırtı sesine benzeyen bu duruma “üfürüm” adı verilir. Üfürüm duyulması, doğrudan kalbin iç yapısındaki mekanik bir soruna işaret eder. Sesin duyulduğu bölge ve şiddeti, sorunun hangi kapakta olduğunu çok büyük bir doğrulukla ortaya koyar. İnsan kalbinde dinlenen ana kapakçıklar şunlardır:
- Aort kapağı
- Mitral kapak
- Triküspit kapak
- Pulmoner kapak
Kalp Muayenesi Aşamasında EKG ve Ritim Holter Nasıl Çalışır?
Kalbin kasılmasını sağlayan şey, kendi içinde ürettiği küçük elektrik akımlarıdır. Elektrokardiyografi, yani yaygın adıyla EKG, göğse kol ve bacaklara yerleştirilen küçük elektrotlar aracılığıyla bu elektrik akımlarını kağıt üzerinde dalgalar halinde kaydeder. EKG çekimi sadece saniyeler sürer, tamamen ağrısızdır ve kalp kasının yeterli oksijen alıp almadığını veya bir ritim bozukluğu olup olmadığını anında gösterir.
Zaman içinde aniden ortaya çıkıp kaybolan bu düzensizlikleri yakalamak için Ritim Holter adı verilen cihazlar kullanılabilir. Bir cep telefonu büyüklüğünde olan bu cihaz, yirmi dört veya kırk sekiz saat boyunca kişinin üzerinde kalır ve kalbin her bir atışını hafızasına kaydeder. Sonrasında bu kayıtlar bilgisayarda incelenerek, günün hangi saatinde ne tür bir ritim bozukluğu yaşandığı tespit edilir.
Kalp Muayenesi Kapsamında Ekokardiyografi (Kalp Ultrasonu) Nedir?
Stetoskopla duyulan sesleri ve EKG’deki elektrik dalgalarını görsel bir veriye dönüştürmek gerektiğinde ekokardiyografi, yani kalp ultrasonu kullanılır. Bu yöntem tamamen ses dalgalarıyla çalışır, hiçbir radyasyon içermez ve son derece güvenlidir. Göğüs kafesi üzerinden gönderilen ses dalgaları, kalbin duvarlarına, kapakçıklarına ve odacıklarına çarpıp geri döner. Bu geri dönüşler ekranda hareketli bir video görüntüsü oluşturur.
Bu hareketli görüntüler sayesinde kalbin kasılma gücü net bir şekilde ölçülür. Eğer kalbin bir bölgesi diğerlerine göre daha tembel kasılıyorsa, bu durum o bölgeyi besleyen damarda bir tıkanıklık olabileceği şüphesini doğurur. Bazen göğüs kafesinin yapısı nedeniyle veya kalbin en arka kısımlarını daha net görmek amacıyla yemek borusundan aşağıya ince bir tüp indirilerek çok daha yakından ve yüksek çözünürlüklü görüntüler elde edilebilir. Özellikle kalp kapaklarına ameliyatsız müdahale edilecek durumlarda bu detaylı görüntüler hayati bir kılavuz görevi görür.
Kalp Muayenesi Sonrası Sanal Anjiyo Kimlere Yapılır?
Tipik göğüs ağrısı olmayan ancak risk faktörleri çok yüksek bireylerde klasik koroner angiografi yapmak yerine , daha kolay bir tarama testi tercih edilebilir. Halk arasında sanal anjiyo olarak bilinen Koroner Tomografi Anjiyografi, bu durumlarda kullanılabilen bir yöntemdir.. Sadece koldaki normal bir damar yolundan renkli bir sıvı verilir ve gelişmiş tomografi cihazları yardımıyla saniyeler içinde kalbin üç boyutlu bir haritası çıkarılır.
Bu yöntem damarlarda yapısal bir tıkanıklık olup olmadığını göstermenin yanı sıra damar duvarlarındaki kireçlenme miktarını da hesaplar. Kireçlenme skoru, kişinin gelecekte kalp damar hastalığı yaşama riskini öngörmek açısından çok değerli bir veridir. Sanal anjiyo sonucunda damarların tamamen açık olduğu görülürse, hasta güvenle evine gönderilir; şüpheli bir durum saptanırsa daha ileri işlemlere geçilir.
Girişimsel Kardiyoloji İşlemlerinden Koroner Anjiyografi Nasıl Yapılır?
Dışarıdan yapılan testler damarlarda ciddi bir tıkanıklık olduğuna işaret ediyorsa, teşhisin en kesin ve net aşaması olan koroner anjiyografiye geçilir. Bu işlem bir ameliyat değildir; genel anestezi gerektirmez, hasta işlem boyunca tamamen uyanıktır. Sadece giriş yapılacak bölge lokal anestezi ile uyuşturulur. Geçmiş yıllarda bu işlem sadece kasıktaki atardamardan yapılırdı. Ancak günümüzde, hastanın konforunu artırmak ve kanama riskini en aza indirmek için el bileğindeki atardamar sıklıkla tercih edilmektedir.
El bileğindeki ufak damardan içeriye çok ince, esnek ve içi boş plastik tüpler gönderilir. Damarların içi ağrı sinirlerine sahip olmadığı için kişi bu tüplerin ilerleyişini hissetmez. Tüplerin ucu kalbi besleyen koroner damarların başlangıcına ulaştığında, içeriye kontrast adı verilen özel bir boyalı sıvı verilir. Bu sıvı, röntgen cihazı altında damarların içinin siyah beyaz bir ağaç dalı gibi görünmesini sağlar. Eğer kanın akışında bir kesinti, daralma veya tam tıkanma varsa, ekranda bu durum saniyeler içinde ayrıntılı bir şekilde görünür.
Girişimsel Kardiyoloji Sırasında İleri Görüntüleme Teknolojileri Neden Gerekir?
Gözle bakıldığında damardaki bir darlık çok ciddi görünebilir, ancak bazen bu darlık kan akışını o kadar da etkilemez. Veya tam tersi, dışarıdan masum görünen bir kireçlenme plakası aslında damarı ciddi şekilde tehdit ediyor olabilir. Gereksiz yere metal bir stent takmaktan kaçınmak veya gizli tehlikeleri ortaya çıkarmak için damarın içine doğrudan girerek çok daha hassas ölçümler yapmak gerekir.
Bunun için saç teli inceliğinde özel cihazlar kullanılır. Damarın içindeki darlığın öncesinde ve sonrasında kan basıncını ölçen sistemler, o darlığın gerçekten tedavi edilmesi gerekip gerekmediğine matematiksel bir kesinlikle karar verir. Ayrıca damarın içine gönderilen minik ultrason kameraları sayesinde damar duvarının yapısı milimetre milimetre incelenir. Bu mikroskobik incelemeler sayesinde damarı tıkayan plağın içeriği anlaşılır. Plakların içinde genellikle şu maddeler bulunur:
- Kalsiyum
- Kolesterol
- Bağ dokusu hücreleri
Girişimsel Kardiyoloji Uygulamalarında Stent ve Balon Tedavisi Nasıl Çalışır?
Anjiyografi sırasında damarın bir bölgesinde kan akışını tehlikeye atan ciddi bir daralma tespit edilirse, tedavi aşamasına aynı anda geçilir. Daralan boruyu içeriden genişletmek için kullanılan en yaygın yöntem balon ve stent uygulamasıdır. Önce sönük halde, ince uzun bir balon darlığın olduğu noktaya ilerletilir. Doğru noktaya ulaşıldığında balon yüksek basınçla şişirilir. Bu şişme hareketi, damarı tıkayan kireç ve yağ kütlesini damar duvarına doğru ezer ve kanın geçebileceği bir tünel açılır.
Ancak damarlar esnek yapıdadır ve sadece balonla açıldıklarında kısa süre sonra kendi içlerine çökerek tekrar daralma eğilimi gösterirler. Bunu engellemek için, balonla açılan o bölgeye stent adı verilen özel tasarımlı metal kafesler yerleştirilir. Stent, damar duvarını bir iskele gibi içeriden destekleyerek açık kalmasını sağlar. Günümüzde kullanılan stentler ilaç kaplıdır; yani yüzeylerinden yavaş yavaş ilaç salgılayarak vücudun o metali yabancı madde olarak algılayıp etrafını tekrar dokuyla kaplamasını engellerler. Bazen kireç o kadar serttir ki balonla ezilemez. Bu durumlarda mikroskobik matkaplarla o kireç kırılarak toz haline getirilir ve damar temizlendikten sonra stent yerleştirilir. Stent üretiminde kullanılan ana maddeler şunlardır:
- Titanyum
- Paslanmaz çelik
- Kobalt
- Krom
Girişimsel Kardiyoloji ile Ameliyatsız Kalp Kapağı Değişimi (TAVI) Mümkün mü?
Aort kapağı, temizlenmiş kanın vücuda dağılmak üzere kalpten çıktığı son ve en büyük kapıdır. Yaş ilerledikçe bu kapak yıpranır, kireçlenir ve bir kapı gibi rahatça açılıp kapanamaz hale gelir. Eskiden bu kapağı değiştirmek için göğüs kafesinin tamamen kesilip açıldığı zorlu açık kalp ameliyatları tek çareydi. İleri yaştaki veya başka hastalıkları olan kişiler için bu ameliyatın riski çok büyüktü ve maalesef pek çok hasta tedavisiz kalıyordu.
Teknolojinin sunduğu en muazzam gelişmelerden biri olan TAVI yöntemi bu durumu tamamen değiştirdi. Artık göğüs kafesi hiç açılmadan, tıpkı anjiyo yapar gibi kasıktaki damardan içeri giriliyor. Kalem kalınlığında bir kateterin ucuna katlanmış, biyolojik materyalden yapılmış yeni bir kapak yerleştiriliyor. Bu kapak kalbe kadar ilerletilip kireçlenmiş eski kapağın tam ortasında bir şemsiye gibi açılıyor. Yeni kapak açılırken eski kapağı duvarlara doğru eziyor ve saniyeler içinde onun görevini devralıyor. İşlem sonrası iyileşme inanılmaz derecede hızlı oluyor ve hastalar birkaç gün içinde rahatça nefes alarak evlerine dönebiliyorlar.
Girişimsel Kardiyoloji ile Mitral Kapak Mandallama (MitraClip) Kimlere Uygulanır?
Kalbin sol tarafında, kulakçık ve karıncık arasındaki kan akışını düzenleyen ikili bir kapı sistemi vardır; buna mitral kapak denir. Bu kapak kapanamadığında, kalp her kasıldığında kanın bir kısmı ileri gitmek yerine geriye doğru, akciğerlere kaçar. Bu durum zamanla akciğerlerde sıvı birikmesine ve ağır nefes darlığına neden olur.
Yine ameliyat riski yüksek olan bu hastalar için MitraClip adı verilen harika bir yöntem geliştirilmiştir. Bu yöntemde kasıktaki toplardamardan girilir. Özel bir cihazla mandal şeklindeki küçük bir klips, tam kapanamayan ve geriye kaçak yapan o iki kapakçığın ortasına yerleştirilir. Mandal bu iki yaprakçığı ortadan birbirine zımbalayarak tutturur. Böylece kan akışı yanlardan devam ederken, ortadaki büyük kaçak durdurulmuş olur. Hastaların yaşam kalitesi hızla yükselir ve hastaneye yatış oranları büyük ölçüde azalır.
Girişimsel Kardiyoloji ve Ritim Bozukluğu Tedavisinde Ablasyon Nedir?
Kalpteki elektrik sistemi bazen dışarıdan hiçbir müdahale olmaksızın kendi kendine hatalı sinyaller üretmeye başlar. Normalde ritmik çalışan kalp, bu kısa devreler yüzünden aniden çok hızlı atmaya başlar veya ritmi tamamen düzensizleşir. Bu durum kişinin hayat kalitesini düşüren şiddetli çarpıntılara sebep olur.
Bu tür durumlarda elektrofizyolojik çalışma yapılarak kalbin içerisine özel teller gönderilir ve bu tellerin ucuyla kalbin iç duvarlarındaki elektrik haritası çıkarılır.. Kateterin ucundan verilen enerjiyle bu küçük alan ya radyo dalgalarıyla ısıtılarak yakılır ya da özel gazlarla dondurularak işlevsiz hale getirilir. Bu işleme ablasyon denir. Sorunlu bölge ortadan kaldırıldığı için kalbin elektrik tesisatı tekrar normal ayarlarına döner ve ritim bozukluğu kalıcı olarak tedavi edilmiş olur.
Girişimsel Kardiyoloji İşlemleri Sonrası Dikkat Edilmesi Gerekenler Nelerdir?
Modern işlemler vücutta büyük kesikler oluşturmadığı için hastalar çok hızlı ayağa kalkar, ancak bu hızlı iyileşme sürecinin aldatıcı olmaması gerekir. Başarılı bir işlemin uzun ömürlü olması, kişinin işlemden sonra kendi sağlığına ne kadar iyi baktığına doğrudan bağlıdır. Yeni takılan bir stentin vücutla tam uyum sağlaması ve içinin pıhtıyla dolmaması için verilen kan sulandırıcı ilaçların saatine bile dikkat edilerek, kesinlikle aksatılmadan kullanılması şarttır.
Bununla birlikte işlem sırasında damarları görünür kılmak için kullanılan renkli sıvı böbreklerden süzülerek vücuttan atılır. Böbreklerin bu işi kolayca yapabilmesi için işlemden sonraki birkaç gün boyunca bol su içilmesi büyük önem taşır. İşlem yapılan el bileği veya kasık bölgesinde hafif bir sertlik veya ufak bir morarma normaldir, ancak aniden büyüyen bir şişlik veya şiddetli ağrı olursa hemen hastaneye başvurulmalıdır. Gerçek tedavi, hastaneden çıkıldığında başlayan yeni yaşam düzenidir. Hastalıkla mücadelede bedeni güçlü tutmak için hayat tarzında köklü değişiklikler yapılmalıdır. Sağlıklı bir damar yapısını korumak ve işlemin başarısını desteklemek için hayata entegre edilmesi gereken temel alışkanlıklar şöyle sıralanabilir:
- Sigarayı bırakmak
- Akdeniz diyeti
- Düzenli yürüyüş
- Stres yönetimi
- Kilo kontrolü
- Hipertansiyon, diabet gibi hastalıkların tedavisi

Prof. Dr. Kadriye Orta Kılıçkesmez, Türk kardiyoloji alanında önde gelen isimlerden biridir. 24 Ocak 1974’te Tekirdağ’da doğmuştur. Lisans eğitimini İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde tamamladıktan sonra uzmanlık alanı olarak kardiyolojiyi seçmiş ve aynı üniversitenin Kardiyoloji Enstitüsü’nde uzmanlık eğitimini almıştır.2015 yılında üniversite tarafından görevlendirilerek Şişli Etfal kardiyoloji kliniğini ve Angio laboratuarını kurmuştur. 2017 yılında profesör olan Kadriye Kılıçkesmez 2020 yılında Prof Dr. Cemil Taşçı Hastanesi’nin kardiyoloji kliniğini ve Angio laboratuvarını kurmuş, kliniğin eğitim kliniği olmasını sağlamıştır.
