Triküspit kapak yetmezliği, kalbin sağ kulakçık ve karıncığının (sağ atriyum ve sağ ventrikül) arasında yer alan triküspit kapağın kasılma sırasında tam kapanamaması nedeniyle kanın geriye doğru kaçması durumudur. Sağlıklı bir kalpte tek yönlü çalışan bir valf gibi işleyen bu kapak mekanizması bozulduğunda, temizlenmek üzere akciğerlere pompalanması gereken kan, kulakçıklara doğru sızar. Kalp sağlığını ve sistemik dolaşımı derinden etkileyen bu kapak problemi, zamanla kalbin sağ tarafında altından kalkılması güç bir iş yükü oluşturur. Kısacası bu yapısal kusur, kalbin pompalama gücünü sekteye uğratan ve kan akış dinamiğini bozan kritik bir kardiyolojik tablodur.
| Hastalığın Tanımı | Triküspit kapak yetmezliği, kalbin sağ kulakçığı ile sağ karıncığı arasında bulunan triküspit kapağın tam olarak kapanamaması sonucu, sağ karıncık kasıldığında kanın bir kısmının sağ kulakçığa geri kaçtığı kalp kapak hastalığıdır. |
| Temel Nedenler | En sık neden sağ karıncığın genişlemesine bağlı fonksiyonel kapak yetmezliğidir. Diğer nedenler arasında romatizmal kalp hastalığı, doğumsal kapak hastalıkları, enfektif endokardit, kapak travması, kalp pili elektrotları, Ebstein anomalisi ve nadiren kapak dejenerasyonu bulunur. |
| Risk Faktörleri | Pulmoner hipertansiyon, sol kalp kapak hastalıkları, kalp yetmezliği, atriyal fibrilasyon, geçirilmiş romatizmal ateş, intravenöz madde kullanımı ve doğumsal kalp hastalıkları risk oluşturur. |
| Hastalığın Gelişimi | Kapak tam kapanamadığında her kalp atımında kan sağ kulakçığa geri kaçar. Zamanla sağ kulakçık ve sağ karıncık genişler, toplardamarlarda basınç artışı gelişebilir. |
| Belirtiler | Halsizlik, çabuk yorulma, nefes darlığı, karında şişlik, bacak ve ayaklarda ödem, boyun damarlarında belirginleşme, karaciğer büyümesi ve çarpıntı görülebilir. |
| Erken Dönem Bulguları | Hafif triküspit yetmezliği çoğu zaman belirti vermez ve rutin ekokardiyografi sırasında tesadüfen saptanabilir. |
| İleri Dönem Bulguları | Belirgin sağ kalp yetmezliği, yaygın ödem, karında sıvı birikimi (asit), karaciğer fonksiyon bozukluğu ve egzersiz kapasitesinde ciddi azalma gelişebilir. |
| Fizik Muayene Bulguları | Göğsün sağ alt kısmında üfürüm, boyun toplardamarlarında dolgunluk, karaciğer büyümesi, alt ekstremitelerde ödem ve karında sıvı birikimi görülebilir. |
| Tanı Yöntemleri | Ekokardiyografi temel tanı yöntemidir. Ayrıca elektrokardiyografi (EKG), akciğer grafisi, kalp MR’ı, BT ve gerektiğinde sağ kalp kateterizasyonu uygulanabilir. |
| Ekokardiyografinin Önemi | Yetmezliğin derecesini, sağ kalp boşluklarının boyutunu, sağ karıncık fonksiyonunu ve pulmoner arter basıncını değerlendirmede en önemli görüntüleme yöntemidir. |
| Hastalığın Dereceleri | Triküspit yetmezliği hafif, orta ve ileri (ciddi) olarak sınıflandırılır. Tedavi planı bu derecelendirmeye ve hastanın şikâyetlerine göre belirlenir. |
| Olası Komplikasyonlar | Sağ kalp yetmezliği, atriyal fibrilasyon, karaciğer fonksiyon bozukluğu, böbrek fonksiyonlarında bozulma, pulmoner hipertansiyonun ilerlemesi ve yaşam kalitesinde belirgin azalma gelişebilir. |
| Tedavi Amaçları | Altta yatan nedeni tedavi etmek, belirtileri azaltmak, sağ kalp fonksiyonunu korumak ve komplikasyonları önlemektir. |
| İlaç Tedavisi | Diüretikler ödemi azaltmak için kullanılır. Altta yatan kalp yetmezliği, ritim bozukluğu veya pulmoner hipertansiyon varsa bunlara yönelik uygun ilaç tedavileri uygulanır. |
| Girişimsel Tedavi | Cerrahi riski yüksek uygun hastalarda kateter yoluyla uygulanan triküspit kapak onarım veya değiştirme işlemleri seçilmiş vakalarda değerlendirilebilir. |
| Cerrahi Tedavi | Ciddi triküspit yetmezliğinde kapak onarımı öncelikli tercih olabilir. Onarımın mümkün olmadığı durumlarda kapak değişimi uygulanabilir. |
| Ameliyat Gerektirebilecek Durumlar | İleri derecede yetmezlik, belirgin semptomlar, sağ karıncık fonksiyonunda bozulma veya başka bir kalp kapağı için ameliyat planlanması cerrahi gerektirebilir. |
| Takip Süreci | Hastalar düzenli kardiyoloji kontrolü ve ekokardiyografi ile izlenmelidir. Takip sıklığı hastalığın derecesine ve klinik duruma göre belirlenir. |
| Yaşam Tarzı Önerileri | Tuz tüketiminin azaltılması, sıvı dengesinin korunması, sigaranın bırakılması, ideal kilonun korunması, düzenli hekim kontrolü ve önerilen fiziksel aktivite programına uyulması tavsiye edilir. |
| Gebelik Açısından | Hafif olgular çoğunlukla iyi tolere edilirken, ileri derecede triküspit yetmezliği olan gebelerde yakın kardiyoloji ve kadın hastalıkları takibi gereklidir. |
| Korunma | Romatizmal ateşin önlenmesi, enfektif endokardit riskinin azaltılması, kalp yetmezliği ve pulmoner hipertansiyonun uygun şekilde tedavi edilmesi hastalığın ilerlemesini önlemeye yardımcı olabilir. |
| Acil Tıbbi Değerlendirme Gerektiren Durumlar | Ani gelişen şiddetli nefes darlığı, göğüs ağrısı, bayılma, hızlı veya düzensiz kalp atışı, hızla artan ödem, bilinç değişikliği veya ciddi karın şişliği gelişmesi halinde acil sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. |
| Prognoz | Hastalığın seyri yetmezliğin derecesine, altta yatan nedene, sağ karıncık fonksiyonuna ve tedaviye verilen yanıta bağlıdır. Erken tanı ve uygun tedavi ile hastalığın ilerlemesi yavaşlatılabilir ve yaşam kalitesi korunabilir. |
Triküspit Kapak Yetmezliği kalbimizde nasıl bir mekanizmayla ortaya çıkar?
Kalbin sağ tarafı, vücutta kullanılmış ve oksijeni azalmış kanı toplamakla görevlidir. Vücudun her yerinden gelen bu kan, önce kalbin kulakçığında toplanır. Ardından, triküspit kapağın açılmasıyla sağ alt odacığa dökülür. Kalp kasıldığı anda bu odacıktaki kanın tamamının akciğerlere pompalanması gerekir. İşte tam bu kasılma anında, triküspit kapağın üç ince yaprakçığının bir paraşüt gibi şişerek birbirine sımsıkı kenetlenmesi şarttır. Ancak yaprakçıklar birbirine temas edemediğinde, kilit mekanizması bozulur ve kanın büyük bir kısmı geldiği yöne doğru sızmaya başlar.
Bu kapanma sorunu iki farklı şekilde ortaya çıkabilmektedir. İlk durumda doğrudan kapağın kendi yapısında, yaprakçıklarında veya onu tutan ince ipliksi dokularda fiziksel bir hasar, kopma ya da yırtılma söz konusudur. İkinci ve çok daha sık gördüğümüz durumda ise kapağın kendisi aslında sapasağlamdır. Ancak kalbin sağ alt odacığı çeşitli nedenlerle balon gibi şişip genişlediğinde, kapağın oturduğu dairesel çerçeve de esner. Bir kapı kasasının esneyip genişlemesi sonucu kapı kanatlarının ortada buluşamaması gibi, bu genişleme nedeniyle kapak yaprakçıkları birbirine kavuşamaz. Arada kalan bu boşluktan kan sürekli olarak geriye kaçar ve hastalık yavaş yavaş kalıcı bir hal almaya başlar.
Triküspit Kapak Yetmezliği neden gelişir ve altta yatan tetikleyiciler nelerdir?
Hastalığın ortaya çıkmasında rol oynayan faktörler oldukça çeşitlidir. En sık karşılaştığımız tablo kalbin sağ tarafının aslında başka bir sorunun yansımasıdır. Kalbin sol tarafında yer alan mitral veya aort kapaklarında bir hastalık varsa, sol kalp zamanla yorulur ve kanı yeterince ileriye pompalayamaz. Bu durumda kan akciğerlerde göllenmeye başlar ve akciğer damarlarındaki kan basıncı yükselir. Artan bu yüksek basınca karşı kan pompalamaya çalışan sağ kalp bir süre sonra yorulur, yapısı bozulur, genişler ve kapağın oturduğu halkayı çekiştirerek yetmezliğe zemin hazırlar. Ayrıca uzun yıllar devam eden ve tedavi edilmeyen ritim bozuklukları da kalbin kulakçıklarını genişleterek kapağın yapısını bozabilmektedir.
Doğrudan kapağın hasar gördüğü durumlarda ise geçmişte yaşanan hastalıklar ön plana çıkar. Özellikle çocukluk çağında geçirilen romatizmal ateş, ilerleyen yaşlarda kapak yaprakçıklarının kalınlaşıp büzüşmesine neden olarak esnekliğini kaybettirir. Kalp iç zarı iltihabı gibi ciddi enfeksiyonlar, kapak dokusunu kelimenin tam anlamıyla eriterek ani ve şiddetli kaçaklara yol açabilir. Göğüs bölgesine alınan çok şiddetli fiziksel darbeler, kapağı yerinde tutan ince kordonların aniden kopmasına neden olabilmektedir. Günümüzde gelişen teknolojiyle birlikte çok sayıda hastaya takılan kalp pilleri veya şok cihazlarının kalbin içine uzanan kabloları da bazen doğrudan bu kapağın içinden geçer. Zamanla bu kablolar yaprakçıkların arasına sıkışarak veya sürtünmeyle dokuya zarar vererek kapağın tam kapanmasını fiziksel olarak engelleyebilmektedir.
Triküspit Kapak Yetmezliği hastalarında geriye kaçan kan vücutta hangi şikayetlere yol açar?
Kaçak hafif olduğunda kalp bu ekstra yükü tolere edebilir ve kişi hiçbir farklılık hissetmez. Ancak hastalık ilerledikçe, geriye doğru kaçan kan vücudun toplardamar sisteminde aşırı bir basınç yaratır. Bu durum dokularda sıvı göllenmesine neden olarak hastanın yaşam kalitesini derinden sarsan bir dizi belirtiye yol açar.
Hastaların en sık yaşadığı temel belirtiler şunlardır:
- Bacaklarda şişlik
- Ayak bileği ödemi
- Karında gerginlik
- Boyun damarlarında belirginleşme
- İştahsızlık
- Çabuk yorulma
- Nefes darlığı
- Sarılık
Bu belirtiler hastanın günlük hayatını yavaş yavaş ele geçirir. Yerçekiminin de etkisiyle önce ayak bileklerinde başlayan sıvı birikimi (ödem), zamanla bacaklara doğru yayılır. Hasta daha önce rahatlıkla giydiği ayakkabıları giyemez hale gelir. Boyun bölgesindeki toplardamarlarda, kalbin her atışıyla dışarıdan bile gözle görülebilen dolgunluklar ve dalgalanmalar başlar. Kanın geriye doğru yaptığı basınçtan en fazla etkilenen organlardan biri karaciğerdir. Sürekli bir kan göllenmesine maruz kalan karaciğer genişler, dış zarı gerilir ve bu durum hastanın karnının sağ üst kısmında sürekli bir baskı hissetmesine yol açar. Zamanla karnın içinde serbest sıvı toplanır, karın çevresi genişler ve hasta sadece birkaç lokma yediğinde bile inanılmaz bir şişkinlik hisseder. Sol kalbe giden temiz kan miktarı azaldığı için hastalar çok kısa mesafeleri yürürken bile nefes nefese kalır, tükenmişlik hisseder ve hayattan keyif alamaz hale gelirler.
Triküspit Kapak Yetmezliği teşhisi nasıl konulur ve kapağın hasar durumu nasıl ölçülür?
Bu hastalığın kesin tanısını koymak ve kapağın durumunu milimetrik olarak değerlendirmek, ekokardiyografi adını verdiğimiz ultrasonografik görüntüleme yöntemiyle mümkündür. Göğüs yüzeyinden yapılan standart bir inceleme çoğu zaman ilk sinyalleri verir. Ancak kapağın yapısını üç boyutlu ve yüksek çözünürlüklü görebilmek, kopan bir kordon olup olmadığını incelemek ve yaprakçıkların ne kadar aralık kaldığını tespit etmek için yemek borusundan yutulan ince bir hortum vasıtasıyla kalbin arkasından yapılan özel bir ultrason işlemine başvurulur.
Ölçüm aşamasında; renkli akım görüntüleme sistemleriyle geriye kaçan kanın hacmi, hızı ve kapağı geçtiği en dar noktanın çapı matematiksel formüllerle hesaplanır. Geriye sızan bu jet akımının çapının belirli milimetrelerin üzerine çıkması, hastalığın ciddiyetini kanıtlayan en önemli sayısal veridir. Aynı zamanda kapağın oturduğu çerçevenin genişliği de hassasiyetle ölçülür. Bu çerçeve normal sınırların çok üzerine çıkmışsa, kapaktaki genişlemenin kritik bir eşiği aştığı anlaşılır. Bütün bu ölçümler, doktorların hastalığın gidişatını öngörmesini ve müdahale zamanının gelip gelmediğini belirlemesini sağlar.
Triküspit Kapak Yetmezliği hastalığının dereceleri nelerdir ve bu aşamalar ne ifade eder?
Hastalığın seyri ve uygulanacak olan tedavinin yönü, kalpteki anatomik bozulmanın ve hastanın şikayetlerinin ciddiyetini yansıtan evrelere göre belirlenir. Bu sınıflandırma, tedavi stratejisini oluştururken kullandıkları bir harita niteliğindedir.
Hastalığın temel aşamaları aşağıdaki gibidir:
- Birinci derece hafif yetmezlik
- İkinci derece orta yetmezlik
- Üçüncü derece ileri yetmezlik
- Dördüncü derece şiddetli yetmezlik
Birinci derece yetmezlik, toplumun çok büyük bir kesiminde rutin kontrollerde tesadüfen saptanan, kalbin işleyişini bozmayan ve tedavi gerektirmeyen son derece doğal bir durumdur. İkinci dereceye gelindiğinde, kalpteki kaçak artık belirginleşmiştir ve çerçevenin hafifçe genişlediği gözlenir. Hasta ağır efor sarf ettiğinde yorulabilir ancak genellikle yakın bir takiple ve hayat tarzı değişiklikleriyle durum kontrol altında tutulabilir.
Hastalık üçüncü evreye ulaştığında işler zorlaşmaya başlar. Kaçak alanı iyice genişlemiş, kalbin sağ tarafı belirgin bir şekilde balonlaşmıştır. Hasta artık düzenli idrar söktürücü ilaçlara ihtiyaç duyar ve bacaklarındaki şişliklerle sürekli mücadele etmek zorunda kalır. Dördüncü ve en şiddetli evrede ise sağ kalp artık pes etme noktasına gelmiştir. Geri dönüşü olmayan organ hasarları başlar, karaciğer fonksiyonları bozulur, hasta ilaca direnç geliştirir ve en ufak bir harekette bile nefes alamaz hale gelir. Bu aşama, kapağa mekanik bir müdahalenin kaçınılmaz olduğu en kritik dönemdir.
Triküspit Kapak Yetmezliği tedavisinde açık kalp ameliyatı olmadan uygulanan modern yöntemler nelerdir?
Kalp kapak hastalıklarının yıllar boyunca değişmez çözümü açık kalp cerrahisi olmuştur. Ancak söz konusu kalbin sağ tarafındaki bu kapak olduğunda, açık ameliyatın taşıdığı riskler çok daha farklı bir boyuta ulaşır. Bu hastalar genellikle ileri yaş grubunda, geçmişte başka kapak ameliyatları geçirmiş, karaciğer ve böbrek fonksiyonları uzun süreli hastalığa bağlı olarak yıpranmış kişilerdir. Bu kadar yorgun bir vücutta göğüs kafesini yeniden açmak, hastayı kalp-akciğer makinesine bağlamak ve kalbi tamamen durdurmak, çoğu zaman hayati tehlikesi çok yüksek olan bir süreçtir.
Tıp dünyasındaki mühendislik ve teknoloji devrimleri sayesinde artık bu çaresiz tabloya mahkum değiliz. Girişimsel kardiyoloji dediğimiz alan, açık ameliyatın yükünü kaldıramayacak kadar riskli bulunan hastalar için kasık bölgesindeki bir toplardamardan girilerek kalbe ulaşılan, kapalı sistem tedavileri geliştirmiştir. Transkateter yöntemler olarak adlandırılan bu ameliyatsız işlemler, hastanın göğüs kemiği kesilmeden, kalbi çalışmaya devam ederken kapaktaki sorunu içeriden onarma veya sorunun yıkıcı etkilerini tamamen bloke etme şansı sunan birer yaşam halatı haline gelmiştir.
Triküspit Kapak Yetmezliği için uygulanan mandallama işlemi adımları nelerdir?
Kapak yaprakçıklarının kapanamayıp ortada bir boşluk bıraktığı durumlarda uygulanan en başarılı ameliyatsız yöntem kapağı içeriden bir mandal yardımıyla onarma işlemidir. Temel mantık, birbirinden uzaklaşmış olan yaprakçıkları ortadan bir klips ile birbirine kilitlemek ve geniş olan tek bir kaçağı, daha küçük ve sızdırmaz iki ayrı deliğe çevirmektir.
Bu işlemin hazırlık ve uygulama aşamaları şunlardır:
- Kapsamlı görüntüleme
- Kasıktan küçük bir giriş
- Kılavuz tüpün ilerletilmesi
- Klipsin kapağa ulaştırılması
- Yaprakçıkların yakalanması
- Kaçak miktarının ölçülmesi
- Klipsin kalpte bırakılması
Süreç işlemden çok önce yapılan milimetrik bilgisayar ve ultrason hesaplamalarıyla başlar. İşlem günü hasta hafif bir uyku haline alınır. Sağ kasıktaki ana toplardamardan incecik bir iğne yardımıyla girilir ve yönlendirilebilir çok uzun bir tüp, damarların içinden kaydırılarak kalbin sağ üst odacığına kadar çıkartılır. Ucunda özel ve çok hassas bir mandal mekanizması bulunan sistem bu tüpün içinden geçirilir. Eşzamanlı çekilen canlı ultrason görüntüleri sayesinde doktor bu mandalı tam kapağın üzerine, milimi milimine doğru açıya getirir.
Mandalın kolları yavaşça açılır ve kapağın altından, yani kalbin karıncık kısmından yukarıya doğru çekilerek sallanan yaprakçıklar bu kolların içine hapsedilir. Yaprakçıklar kilitlendiği anda sistem henüz serbest bırakılmaz; doktor hemen renkli ultrason ile kaçağın ne kadar durdurulduğunu inceler. Eğer kilitlenme mükemmel değilse veya kanın ileri akışı gereğinden fazla daraldıysa, mandal açılıp yeniden konumlandırılabilir. Sonuç tatmin edici olduğunda klips tamamen serbest bırakılır ve kalbin içinde kalıcı olarak görevine başlar. İhtiyaç durumunda kapağa yan yana birkaç klips birden yerleştirilebilmektedir.
Triküspit Kapak Yetmezliği tedavisinde kullanılan kapalı yöntemlerin hastaya sağladığı faydalar nelerdir?
Kasıktan girilerek yapılan bu mandallama işleminin tıp literatüründeki güvenilirliği, tüm dünyada binlerce hastanın katılımıyla gerçekleştirilen büyük bilimsel araştırmalarla kanıtlanmıştır. Bu veriler, söz konusu teknolojinin yüksek riskli hastalara sunduğu en büyük katkının uzun vadeli emniyet ve yaşam kalitesi artışı olduğunu net bir şekilde ortaya koymaktadır.
İşlemi takip eden ilk aylarda hastaların çok büyük bir bölümünde kapağın kaçırma şiddeti en az bir veya iki derece birden gerilemektedir. Bu mekanik düzelme, hastanın hayatına doğrudan bir mucize gibi yansır. Daha önce düz yolda iki adım atamayan, geceleri nefes darlığı ile yatağından fırlayan hastalar, işlemden sonra uygulanan efor testlerinde ve yaşam kalitesi anketlerinde olağanüstü bir performans artışı sergilerler. Sadece ilaç tedavisiyle ödemini atmaya çalışan hastalara kıyasla, klips işlemi olan hastaların karınlarındaki şişlik çok daha hızlı iner, sürekli hastane acillerine gitme zorunlulukları ortadan kalkar ve kendi sosyal hayatlarına çok daha bağımsız bir şekilde dönebilme özgürlüğünü kazanırlar.
Triküspit Kapak Yetmezliği için kapağın tamamen onarılamayacağı durumlarda hangi sistemler devreye girer?
Bazen hastalık o kadar geç kalınmış bir safhaya gelir ki kapağın yaprakçıkları klipslerin kollarının bile yetişemeyeceği kadar birbirinden uzaklaşır. Ya da daha önceki hastalıklar sebebiyle kapak taş gibi kireçlenerek esnekliğini tamamen kaybeder. Bu tür durumlarda ne içeriden bir onarım yapmak ne de kapağı açık ameliyatla değiştirmek mümkün değildir. Kalp yetmezliğinin son aşamasına gelmiş bu hastalar için tıp, sorunun kaynağını değil sonucunu tedavi etmeye yönelik farklı bir strateji geliştirmiştir.
Bu stratejide kalpteki bozuk kapağa hiç dokunulmaz. Asıl amaç kalpten geriye doğru şiddetle vuran kanın karaciğer, böbrek ve bacaklara zarar vermesini engellemektir. Bu hedefle, yine kasıktan girilerek kalbe kan taşıyan alt ve üst ana toplardamarların tam içine özel üretilmiş iki adet biyolojik kapak yerleştirilir. Bu yeni kapaklar, kalbin her atışında geriye kaçan kan dalgasına karşı bir bariyer görevi görür. Böylece kalp kaçırmaya devam etse de organlar bu yıkıcı basınçtan korunmuş olur. İşlemden kısa süre sonra organlardaki göllenme sona erer, böbrekler rahatlayıp tekrar süzmeye başlar ve hasta yoğun ödemden kurtularak rahat bir nefes alır.
Triküspit Kapak Yetmezliği tedavisinde girişimsel kapalı yöntemler ile açık ameliyatın farkları nelerdir?
Hastanın bedenine ve hastalığın yapısına en uygun tedavinin seçilmesi, modern tıbbın en çok önem verdiği konudur. Geleneksel açık cerrahi ile günümüzün modern transkateter yöntemleri arasında, hastanın hastane süreci ve iyileşme hızını belirleyen devasa farklar bulunur.
Bu yöntemler arasındaki en temel farklar aşağıdaki gibidir:
- Göğüs kemiğinin bütünlüğünün korunması
- Kalp akciğer pompasının kullanılmaması
- Derin genel anestezi ihtiyacının azalması
- Kanama ve enfeksiyon riskinin düşüklüğü
- Hastanede yatış süresinin kısalığı
- Günlük hayata çok hızlı dönüş
Genç, kemik yapısı güçlü ve başka bir kalp sorunu olmayan düşük riskli hastalarda klasik açık kalp ameliyatı halen en güvenilir çözüm yollarından biridir. Cerrah göğüs kafesini açarak kapağı kendi gözleriyle görür, kapağın etrafına bir destek halkası diker ve kapağı daraltarak kalıcı bir çözüm sunar. Ancak bu işlemin ardından göğüs kemiğinin kaynaması, enfeksiyon riskinin atlatılması ve yatak istirahati aylar sürebilmektedir.
Buna karşın kapalı yöntemler hastanın bedenine neredeyse hiçbir fiziksel travma yaşatmaz. Kemik kesilmediği, kalp durdurulmadığı ve derin anestezi altında makinelere bağlanılmadığı için işlem sonrası uyanma ve ayağa kalkma çok hızlıdır. Büyük cerrahi kesiler olmadığı için yara yeri enfeksiyonu riski yok denecek kadar azdır. Hasta genellikle işlemin ertesi günü yürümeye başlar, kısa süre içinde hastaneden taburcu olur ve geleneksel ameliyatların aylar süren rehabilitasyon sürecine ihtiyaç duymadan birkaç gün içinde günlük sosyal hayatına kolaylıkla kaldığı yerden devam edebilir.
Triküspit Kapak Yetmezliği için geliştirilen yenilikçi ameliyatsız işlemler kimlere uygulanabilir?
Tıp dünyasında devrim yaratan bu ileri teknolojilerin her hastaya uygulanması söz konusu değildir. Hangi yöntemin seçileceği, tek bir doktorun kararıyla değil kardiyologların, kalp cerrahlarının ve anestezi uzmanlarının bir araya geldiği konseyler tarafından hastanın durumu en ince ayrıntısına kadar değerlendirilerek belirlenir.
Bu işlemler için en ideal kabul edilen hasta özellikleri şunlardır:
- İleri yaş
- Fiziksel kırılganlık durumu
- Önceki açık kalp ameliyatı öyküsü
- Yüksek cerrahi risk puanı
- Uygun kapak yapısı ve anatomisi
Eğer bir hasta açık ameliyat masasında hayati bir tehlike yaşama potansiyeli taşıyorsa, vücut direnci çok düşmüşse veya geçmişte zaten bir kez göğüs kafesi açılarak ameliyat edildiyse, tekrar bıçak altına yatırılmaz ve doğrudan kapalı yöntemlere yönlendirilir. Ancak bu işlemin yapılabilmesi için de kalbin tamamen tükenmemiş olması kritik bir detaydır. Akciğer damarlarındaki kan basıncı geri dönüşü olmayan seviyelere fırlamışsa veya sağ kalp kasılma gücünü kalıcı olarak yitirmişse bu cihazlar da fayda sağlayamayabilir. Ayrıca ultrason görüntülemelerinde kapağın yapısının klipsleri tutabilecek kalitede olması şarttır.
Triküspit Kapak Yetmezliği tedavisi sonrasında hastaları evde nasıl bir süreç bekliyor?
Başarılı bir operasyonla kapağın onarılması tedavinin en büyük adımıdır ancak iş burada bitmez. Hastanın evine döndükten sonra yaşam tarzında yapacağı değişiklikler, elde edilen bu büyük başarının ne kadar uzun ömürlü olacağını doğrudan belirler. Kapalı yöntemle tedavi olan hasta eve çok hızlı dönse de ilk birkaç hafta boyunca hastadan çok ağır eşyalar kaldırmaktan, ani ve şiddetli efor gerektiren hareketlerden kaçınması istenir. Kasıktaki giriş yerinin sorunsuz bir şekilde iyileşmesi için özen gösterilir. Bu dönemde kalbin yükünü yavaş yavaş hafifletmek amacıyla doktor kontrolünde idrar söktürücü ilaçların dozu günden güne ayarlanır. Kalp rahatladıkça hastanın ilaca olan bağımlılığı da azalır.
Bu iyileşme sürecinin en kritik anahtarı ise beslenmedir. Vücutta sıvı toplanmasını ve damarların içinde suyu tutarak kalbe baskı yapmasını engellemek için tuz tüketimi çok sıkı bir şekilde kısıtlanmalıdır. Sofradaki tuzluklardan uzak durmanın yanı sıra sodyum oranı çok yüksek olan paketli ve işlenmiş gıdalar da hayatımızdan çıkarılmalıdır. Vücut güçlenmeye başladıkça hafif yürüyüşlerle egzersiz kapasitesi artırılmalı ve hastanın aktif hayata katılımı desteklenmelidir.
Sıkça sorulan sorular

Prof. Dr. Kadriye Orta Kılıçkesmez, Türk kardiyoloji alanında önde gelen isimlerden biridir. 24 Ocak 1974’te Tekirdağ’da doğmuştur. Lisans eğitimini İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde tamamladıktan sonra uzmanlık alanı olarak kardiyolojiyi seçmiş ve aynı üniversitenin Kardiyoloji Enstitüsü’nde uzmanlık eğitimini almıştır.2015 yılında üniversite tarafından görevlendirilerek Şişli Etfal kardiyoloji kliniğini ve Angio laboratuarını kurmuştur. 2017 yılında profesör olan Kadriye Kılıçkesmez 2020 yılında Prof Dr. Cemil Taşçı Hastanesi’nin kardiyoloji kliniğini ve Angio laboratuvarını kurmuş, kliniğin eğitim kliniği olmasını sağlamıştır.
