Romatizmal mitral kapak hastalığı, geçmişte geçirilen romatizmal ateşin kalpteki sol kulakçık ile sol karıncık arasında yer alan mitral kapağın yapısını kalıcı olarak bozarak kapağın daralmasına veya geriye kan kaçırmasına yol açtığı ilerleyici bir kalp rahatsızlığıdır. Kapak yaprakçıklarında gelişen hasar, zamanla kalınlaşma ve kireçlenme yaratarak kalbin sağlıklı bir şekilde kan pompalamasını engeller. Sessizce ilerleyebilen bu tablo dolaşım sisteminin kan basıncı dengesini altüst ederek nefes darlığından ciddi kalp yetersizliğine kadar uzanan klinik sonuçlar doğurur. Yaşam kalitesini doğrudan etkileyen bu yapısal bozulma, düzenli kardiyolojik takip ve zamanında uygulanan doğru tedavi stratejileriyle yönetilmesi gereken hayati bir sağlık sorunudur.
| Hastalığın Tanımı | Romatizmal mitral kapak hastalığı, genellikle geçirilmiş akut romatizmal ateş sonrasında gelişen ve mitral kapağın yapısını bozarak daralma (mitral stenoz), kaçak (mitral yetersizliği) veya her ikisinin birlikte görülmesine neden olan kronik bir kalp kapak hastalığıdır. |
| Temel Neden | En sık neden, A grubu beta hemolitik streptokok enfeksiyonunu takiben gelişen akut romatizmal ateştir. Bağışıklık sisteminin oluşturduğu iltihabi yanıt zamanla mitral kapakta kalıcı hasara yol açar. |
| Risk Faktörleri | Çocukluk çağında tedavi edilmemiş boğaz enfeksiyonları, geçirilmiş akut romatizmal ateş, düşük sosyoekonomik koşullar, kalabalık yaşam ortamları ve sağlık hizmetlerine erişimin sınırlı olması risk oluşturur. |
| Etkilenen Kapak | En sık mitral kapak etkilenir. Bazı hastalarda aort kapağı da eş zamanlı tutulabilir. |
| Hastalığın Gelişimi | Kapakçıklarda kalınlaşma, kireçlenme, yaprakçıkların hareketinin azalması ve kapak altı yapıların sertleşmesi gelişir. Bu değişiklikler kan akışını engeller veya geri kaçışa neden olur. |
| Belirtiler | Eforla nefes darlığı, çabuk yorulma, çarpıntı, göğüs rahatsızlığı, öksürük, kanlı balgam, ayaklarda şişlik ve ileri evrede istirahatte nefes darlığı görülebilir. |
| Erken Dönem Bulguları | Hastalık uzun yıllar belirti vermeyebilir. İlk belirtiler genellikle egzersiz sırasında nefes darlığı ve efor kapasitesinde azalmadır. |
| İleri Dönem Bulguları | Kalp yetmezliği belirtileri, atriyal fibrilasyon, akciğer tansiyonu (pulmoner hipertansiyon), ciddi nefes darlığı ve egzersiz intoleransı gelişebilir. |
| Fizik Muayene Bulguları | Kalpte üfürüm, düzensiz kalp ritmi, kapak açılma sesi, akciğerlerde sıvı birikimine ait bulgular ve ileri olgularda ödem saptanabilir. |
| Tanı Yöntemleri | Ekokardiyografi temel tanı yöntemidir. Ayrıca elektrokardiyografi (EKG), akciğer grafisi, transözofageal ekokardiyografi, kalp kateterizasyonu ve gerekli durumlarda BT veya MR kullanılabilir. |
| Ekokardiyografinin Önemi | Kapak alanını, kapak hareketlerini, darlık veya kaçak derecesini, kalp boşluklarının büyüklüğünü ve pulmoner arter basıncını değerlendirmede en önemli incelemedir. |
| Mitral Darlığında Görülen Sorunlar | Sol kulakçıkta basınç artışı, akciğer damarlarında basınç yükselmesi, nefes darlığı ve pıhtı oluşma riski ortaya çıkabilir. |
| Mitral Yetersizliğinde Görülen Sorunlar | Kanın sol kulakçığa geri kaçması nedeniyle kalp zamanla büyüyebilir ve kalp yetmezliği gelişebilir. |
| Olası Komplikasyonlar | Atriyal fibrilasyon, inme, kalp yetmezliği, pulmoner hipertansiyon, enfektif endokardit ve nadiren ani klinik kötüleşme görülebilir. |
| Tedavi Amaçları | Belirtileri azaltmak, komplikasyonları önlemek, kalp fonksiyonlarını korumak ve gerektiğinde kapak girişimi veya cerrahisini zamanında uygulamaktır. |
| İlaç Tedavisi | Diüretikler, hız kontrolü sağlayan ilaçlar, ritim düzenleyiciler, gerektiğinde antikoagülanlar ve uygun hastalarda romatizmal ateşin tekrarlamasını önleyici uzun süreli penisilin profilaksisi kullanılabilir. |
| Girişimsel Tedavi | Uygun anatomiye sahip ciddi mitral darlığında perkütan balon mitral valvüloplasti uygulanabilir. |
| Cerrahi Tedavi | Kapak onarımı veya mitral kapak değişimi, girişimsel tedavinin uygun olmadığı ya da başarısız olduğu hastalarda tercih edilir. |
| Ameliyat Gerektirebilecek Durumlar | Ciddi kapak hastalığına bağlı belirgin semptomlar, ilerleyen kalp yetmezliği, ciddi kapak darlığı veya yetersizliği ve kalp fonksiyonlarında bozulma cerrahi gerektirebilir. |
| Takip Süreci | Hastalar düzenli kardiyoloji kontrolleri ve belirli aralıklarla ekokardiyografi ile izlenmelidir. Takip sıklığı hastalığın şiddetine göre belirlenir. |
| Yaşam Tarzı Önerileri | Tuz tüketiminin kontrolü, düzenli fiziksel aktivitenin hekim önerisine göre planlanması, sigaranın bırakılması, ideal kilonun korunması ve enfeksiyonlardan korunma önerilir. |
| Gebelik Açısından | Ciddi mitral kapak hastalığı gebelikte anne ve bebek açısından risk oluşturabilir. Gebelik planlayan hastaların önceden kardiyoloji değerlendirmesinden geçmesi önemlidir. |
| Korunma | Streptokok boğaz enfeksiyonlarının erken ve uygun antibiyotik tedavisi ile akut romatizmal ateşin önlenmesi en etkili korunma yöntemidir. Romatizmal ateş geçiren hastalarda ikincil koruyucu antibiyotik tedavisi önem taşır. |
| Acil Tıbbi Değerlendirme Gerektiren Durumlar | Ani gelişen şiddetli nefes darlığı, bayılma, göğüs ağrısı, hızlı veya düzensiz kalp atışı, felç belirtileri ve ciddi bacak şişliği gelişmesi halinde acil sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. |
| Prognoz | Hastalığın seyri kapak hasarının derecesine, tedaviye yanıtına ve gelişen komplikasyonlara bağlıdır. Düzenli takip ve uygun tedavi ile birçok hasta uzun yıllar iyi yaşam kalitesini sürdürebilir. |
Romatizmal Mitral Kapak Hastalığı Nedir?
Sağlıklı bir bireyde mitral kapağın alanı ortalama 4 ila 6 cm² civarındadır. Bu genişlik, temizlenmiş oksijenli kanın hiçbir dirence takılmadan kalbin ana pompa odacığına inmesini sağlar. Ancak romatizmal süreç başladığında, kapağın o incecik ve esnek yaprakçıkları giderek kalınlaşmaya başlar. Kapağın birleşme yerleri olan köşeler zamanla birbirine yapışır. Ayrıca kapağı aşağıdan tutan paraşüt ipi benzeri destek dokular da bu iltihabi süreçten etkilenerek kısalır, kalınlaşır ve esnekliklerini yitirir.
Tüm bu yapısal bozulmalar, kapağın bir bütün olarak hareketini kısıtlar. Ultrason görüntülerine bakıldığında, kapak rahatça açılmak yerine sanki zorlanıyormuş gibi bir kubbeleşme, bir hokey sopası görünümü alır. Bu daralma süreci, kapağın 2 cm²’nin altına inmesiyle birlikte kalbin çalışma dinamiğini değiştirmeye başlar. Bazı durumlarda ise kapak dokusundaki büzülme o kadar belirgindir ki kapak kapanamaz ve kanın bir kısmı her kalp atışında geriye, yani geldiği yöne doğru kaçar. Bu tablo kalbin mekanik işleyişini zorlaştıran, içerideki basınç dengelerini bozan ve zamanla kalp kasının yapısını yoran ilerleyici bir süreçtir.
Romatizmal Mitral Kapak Hastalığı Vücudun Diğer Organlarını Nasıl Etkiler?
Mitral kapaktaki alan daraldıkça, kalbin sol üst odacığındaki kan, alt bölüme geçmekte zorlanır. Tıpkı gideri tıkanmış bir lavaboda suyun birikmesi gibi, kan bu üst odacıkta göllenmeye başlar. Bu durum içerideki basıncı artırır ve zamanla kalbin sol kulakçığının esnemesine, balon gibi genişlemesine yol açar. Kalp içi basıncın bu şekilde artması, maalesef sadece kalp ile sınırlı kalan bir sorun değildir.
Akciğerlerde oksijenlenen temiz kan, damarlar vasıtasıyla kalbin bu genişleyen üst odacığına dökülmeye çalışır. Ancak içeride yüksek bir basınç olduğu için kan akciğer damarlarında da geriye doğru göllenmeye başlar. Akciğer kılcal damarlarındaki bu kan birikimi, akciğerlerdeki kan basıncının istirahat halindeyken dahi 30 mmHg’nin üzerine çıkmasına neden olabilir. Yükselen bu basınç, akciğer dokusuna sıvı sızmasına yol açarak hastanın rahat nefes almasını engeller.
Süreç burada da durmaz. Akciğerlerdeki yüksek basınca karşı kan pompalamak zorunda kalan kalbin sağ tarafı, aslında bu kadar ağır bir yüke alışık değildir. Zamanla kalbin sağ tarafındaki kaslar yorulur, genişler ve sağ kalp yetersizliği adı verilen tablo gelişebilir. Bu durum vücuttan kalbe dönen kirli kanın da damarlarda göllenmesine yol açarak, karaciğerde büyüme, karın bölgesinde sıvı toplanması ve ayak bileklerinde gözle görülür şişlikler gibi çok daha geniş çaplı dolaşım problemlerine zemin hazırlar.
Romatizmal Mitral Kapak Hastalığı İlerlediğinde Hangi Şikayetler Görülür?
Hastalığın ilk evrelerinde, kapak alanı henüz çok fazla daralmamışken pek çok kişi günlük hayatında hiçbir sorun hissetmez. Vücut, gelişen bu yavaş daralmaya bir şekilde uyum sağlar. Ancak kapak alanı 1,5 cm²’nin altına inmeye başladığında tablo değişir. Başlangıçta sadece ağır efor gerektiren işlerde veya yokuş çıkarken hissedilen belirtiler hastalık ilerledikçe düz yolda yürürken, hatta dinlenirken bile kendini göstermeye başlar.
Hastaların efor kapasitelerindeki bu düşüş, uluslararası ölçekte belirli sınıflara ayrılarak değerlendirilir. Hafif evrelerdeki kişiler günlük işlerini rahatlıkla yapabilirken, ileri evrelerdeki bireyler ev içinde odadan odaya geçerken bile zorlanabilir, gece uykularından boğulma hissiyle uyanabilirler. Özellikle kalbin hızla çarpmasına neden olan ritim bozukluklarının eklenmesi, şikayetlerin şiddetini belirgin oranda artırır.
Bu hastalığın ilerleyen dönemlerinde klinik olarak en sık karşılaşılan temel şikayetler şunlardır:
- Nefes darlığı
- Çarpıntı
- Çabuk yorulma
- Göğüs ağrısı
- Morarma
- Bacaklarda şişlik
- Gece uyanmaları
Romatizmal Mitral Kapak Hastalığı Tanısı İçin Hangi Yöntemler Kullanılır?
Deneyimli bir hekim, hastayı dinlerken ve muayene ederken bile hastalığın şiddeti hakkında önemli ipuçları elde edebilir. İleri evrelerde kalp yeterince kan pompalayamadığında vücut, kanı hayati organlara yönlendirmek için yüz bölgesindeki damarları büzer. Bu durum yanaklarda pembemsi bir kızarıklık ve dudaklarda hafif bir solukluk veya morarma ile karakterize özel bir yüz görünümüne yol açabilir. Stetoskopla yapılan dinlemede duyulan kalp seslerinin şiddeti ve ritmi, kapağın kireçlenme düzeyi ile açıklığının ne durumda olduğu hakkında oldukça değerli bilgiler verir.
Ancak kapağın yapısını milimetrik olarak ölçmek ve kalbin odacıklarındaki değişimi gözlemlemek için gelişmiş görüntüleme yöntemlerine ihtiyaç vardır. Göğüs üzerinden yapılan ultrason (ekokardiyografi) ile kapağın alanı ölçülür, kanın kapaktan geçerken oluşturduğu basınç farkı saptanır. Bazı durumlarda hastanın şikayetleri ile istirahat halindeki ultrason bulguları örtüşmeyebilir; bu gibi zamanlarda hastaya efor sarf ettirilerek test tekrarlanır. Kapalı yöntemle müdahale planlanan hastalarda ise kalbin içinde pıhtı olup olmadığını doğrulamak çok kritik bir adımdır.
Klinik değerlendirme ve tanı aşamasında başvurulan başlıca yöntemler şunlardır:
- Fizik muayene
- Transtorasik ekokardiyografi
- Transözofageal ekokardiyografi
- Efor testi
- Kalp kateterizasyonu
Romatizmal Mitral Kapak Hastalığı İçin Balon İşlemine Uygunluk Nasıl Belirlenir?
Göğüs kafesi açılmadan uygulanan balon tedavisi, her hasta için uygun bir seçenek olmayabilir. Bu kararı verirken kapağın anatomik yapısının, esnekliğinin ve kireçlenme miktarının çok detaylı bir şekilde analiz edilmesi gerekir. Bu amaçla dünya genelinde kullanılan ve kapağın durumunu sayısal olarak ifade eden bazı özel skorlama sistemleri mevcuttur.
Bu sistemlerin en bilineni, kapağı dört farklı açıdan değerlendirir ve her bir parametreye 1 ile 4 arasında bir puan verir. Eğer kapak rahatça hareket edebiliyor, yaprakçıklar çok kalınlaşmamış, üzerinde kireçlenme yok veya çok azsa ve kapağı tutan destek bağları esnekliğini koruyorsa, bu kapak balon işlemi için oldukça uygun kabul edilir. Elde edilen toplam skorun düşük olması, balonla kapağın yırtılmadan, nazikçe açılabileceğinin ve işlemin başarısının yüksek olacağının en önemli göstergesidir.
Ancak kapağın yaprakçıkları çok fazla kalınlaşmışsa, üzeri yoğun bir kireç tabakasıyla kaplanmışsa ve kapak adeta taşlaşmış bir görünüme bürünmüşse, balon şişirildiğinde kapağın düzgün açılmama ve kontrolsüz şekilde yırtılma riski belirgin oranda artar. Bu durumdaki hastalara genellikle doğrudan cerrahi yöntemler tavsiye edilir.
Ekokardiyografi cihazıyla yapılan bu ön değerlendirmede özellikle incelenen yapısal parametreler şunlardır:
- Kapak hareketliliği
- Kapak kalınlığı
- Kireçlenme miktarı
- Destek dokuların durumu
- Kaçak varlığı
Romatizmal Mitral Kapak Hastalığı Tedavisinde Kapalı Balon İşlemi Nasıl Yapılır?
Kapak anatomisi balon tedavisine uygun bulunan hastalarda uygulanan işlem oldukça ince ve milimetrik hesaplamalara dayanan bir süreçtir. İşlem çoğunlukla hastanın bilinci açıkken ve sadece işlem yapılacak bölge lokal anestezi ile uyuşturularak gerçekleştirilir. Kasıktaki toplardamara küçük bir iğne yardımıyla girilir ve bu yoldan ince, esnek borucuklar (kateterler) kalbe doğru ilerletilir.
Kalbin sağ tarafına ulaşıldıktan sonra, işlemin en hassas aşamalarından birine geçilir. Kalbin sağ ve sol kulakçıklarını birbirinden ayıran ince perde benzeri duvar, özel bir iğne ile güvenli bir şekilde geçilir. Böylece mitral kapağın bulunduğu sol tarafa ulaşılmış olur. Daha sonra, sönük durumdaki özel yapım bir balon sistemi tel üzerinden ilerletilerek daralmış olan kapağın tam ortasına yerleştirilir.
Röntgen cihazının (floroskopi) görüntülemesi eşliğinde, balon kontrollü bir şekilde şişirilir. Bu balonun kendine has kum saati benzeri tasarımı, kapağın birbirine yapışmış olan köşelerini mekanik bir güçle ancak dokuya zarar vermemeye çalışarak yavaşça ayırır. Şişirme işlemi birkaç saniye sürer ve ardından balon hemen söndürülür. İşlemin o anki başarısı, eş zamanlı olarak yapılan ölçümlerle kapağın ne kadar genişlediğinin teyit edilmesiyle anlaşılır. Yeterli açılma sağlandığında tüm ekipmanlar vücuttan çıkarılır.
Romatizmal Mitral Kapak Hastalığı Tedavisinde Balon Yönteminin Avantajları Nelerdir?
Balon yönteminin, kapağı tamamen değiştiren açık kalp cerrahisine kıyasla hastaların yaşam kalitesine ve nekahat dönemine sağladığı çok belirgin farklılıklar vardır. Açık ameliyatlarda göğüs kemiğinin kesilmesi ve kalbin durdurularak hastanın kalp-akciğer makinesine bağlanması gerekir. Balon yönteminde ise bunların hiçbirine ihtiyaç duyulmaz; kalp kendi doğal ritminde kan pompalamaya devam ederken tedavi sağlanır.
Bunun yanı sıra açık cerrahi ile mekanik bir kapak takılan hastalar, kanın kapak üzerinde pıhtılaşmasını önlemek için ömür boyu, dozu çok sıkı takip edilmesi gereken güçlü kan sulandırıcı ilaçlar kullanmak zorundadırlar. Balon tedavisinde kapağın kendi doğal yapısı korunduğu için, kalp ritmi düzenli olan hastalarda genellikle böyle bir ömür boyu zorunluluk oluşmaz. İşlemden sonra şikayetlerdeki gerileme büyük oranda tatmin edicidir ve elde edilen iyilik hali yıllarca sürebilir.
Kasıktan uygulanan kapalı balon tedavisinin, açık kalp ameliyatına kıyasla öne çıkan başlıca avantajları aşağıdaki gibidir:
- Göğüs kafesi açılmaz
- Genel anestezi gerekmez
- Kalp durdurulmaz
- Cerrahi yara izi oluşmaz
- Yoğun bakım ihtiyacı azalır
- Hastanede yatış süresi kısadır
- İyileşme süreci hızlıdır
- Kan sulandırıcı zorunluluğu azalır
- Gerektiğinde tekrarlanabilir
Romatizmal Mitral Kapak Hastalığı İleri Evresinde Mandal Yöntemi Neden Tercih Edilmez?
Tıp dünyasındaki yeniliklerden biri de cerrahi riski yüksek hastalarda tam kapanamayan mitral kapak yaprakçıklarını ortadan bir klips (mandal) ile tutturarak kan kaçağını azaltmayı hedefleyen yöntemlerdir. Ancak bu ileri teknoloji ürünü klipsleme yöntemi, kapağın esnekliğini koruduğu ve sadece birleşmekte zorlandığı yapısal sorunlarda işe yarar. İşin içine romatizmal süreçler girdiğinde bu seçeneğin kullanılması genellikle sakıncalıdır.
Romatizmal hastalık, yaprakçıkları kalınlaştırıp kireçlendirerek onları adeta sert ve esnemez bir tabaka haline getirir. Ayrıca kapağın köşeleri zaten birbirine yapışık durumdadır. Böylesine sert ve rijit bir dokuyu minik bir klips ile tutup birbirine çekmeye çalışmak, klipsin kapak dokusuna tutunmasını zorlaştırır. Zorlanan doku yırtılabilir veya kapağın çalışması daha da bozulabilir.
Dahası, romatizmal süreçte kapağın alanı halihazırda daralmış durumdadır. Ortaya bir mandal yerleştirip kapağı iki küçük deliğe bölmek, darlığın derecesini aniden ve tehlikeli bir şekilde artırarak hastayı çok daha zor bir tabloya sürükleyebilir. Bu nedenlerden ötürü, mandal benzeri cihazlar bu hasta grubunda bir tedavi alternatifi olmamaktadır.
Romatizmal Mitral Kapak Hastalığı Nedeniyle Ameliyat Geçirenlerde Kapalı Kapak Yöntemi Uygulanabilir Mi?
Daha önceki yıllarda açık kalp ameliyatı geçirmiş ve romatizmal kapağı çıkartılarak yerine biyolojik (doku kaynaklı) bir protez kapak takılmış hastaların durumu biraz daha farklıdır. Biyolojik kapakların ortalama 10-15 yıllık bir ömrü vardır ve bu süre dolduğunda kapakta yeniden kireçlenme, daralma veya geriye kan kaçırma gibi sorunlar ortaya çıkabilir. İkinci bir açık kalp ameliyatı büyük riskler taşıdığı için bu hastalarda “Kapak-içi-Kapak” adı verilen farklı bir kasıktan müdahale yöntemi devreye girebilir.
Bu işlemde, katlanmış haldeki yeni bir biyolojik kapak kasıktan ilerletilerek kalbe ulaştırılır ve eskiyen biyolojik kapağın çerçevesinin tam içine yerleştirilerek açılır. Tıpkı bir stentin damarı açması gibi, yeni kapak eskisinin içine sağlamca tutunur ve hemen çalışmaya başlar. Daha önce ameliyat geçirmiş bu grupta işlemin başarı oranı oldukça yüksektir ve ciddi bir toparlanma süreci sağlar.
Ancak bu kapalı yöntem hiç ameliyat olmamış, kapağı aşırı kireçli olan hastalara doğrudan uygulanmaya çalışıldığında sonuçlar pek yüz güldürücü olmaz. Çünkü hastanın kendi doğal kapağında, takılan yeni kapağı sıkıca yerinde tutacak düzgün bir çerçeve yoktur. Yeni kapağın kayması veya kenarlarından kan sızdırması ihtimali oldukça fazladır. Bu yüzden bu teknoloji şimdilik daha çok daha önce biyolojik kapak takılmış ve kapağı eskimiş hastalar için uygun bir seçenektir.
Romatizmal Mitral Kapak Hastalığı Müdahalelerinde İşlem Öncesi ve Sonrası Süreç Nasıl İlerler?
Başarılı bir girişimin sadece anjiyo laboratuvarındaki beceriyle değil öncesinde ve sonrasında planlanan titiz bir hazırlık dönemiyle mümkün olduğu unutulmamalıdır. İşlem öncesinde, hastaların kullandığı ilaçların, özellikle de kan sulandırıcıların özel bir takvime göre düzenlenmesi gerekir. Kanamayı önlemek amacıyla bu ilaçlar belirli bir süre önce kesilir ve yerini daha kısa etkili, kontrolü kolay ilaçlara bırakır.
Böbreklerin, işlem sırasında kullanılan görüntüleme sıvılarına karşı korunması için hastalara bol miktarda damardan sıvı desteği verilir. Diyabeti olan hastaların uzun süre aç kalması istenmediğinden, müdahaleler genellikle sabahın erken saatlerine planlanır ve kan şekeri düzeyleri yakından izlenir. İşlem sonrası süreçte de taburculuk öncesi dikkat edilmesi gereken bazı aşamalar bulunmaktadır.
Müdahale öncesi hazırlıklar ve işlem sonrası takip aşamasındaki temel basamaklar şunlardır:
- Kan tahlillerinin yapılması
- İlaç dozlarının düzenlenmesi
- Açlık süresinin sağlanması
- Damar içi sıvı takviyesi
- Kasık bölgesinin temizliği
- İşlem sonrası kasığa baskı uygulanması
- Ritim cihazı ile takip
- Düzenli poliklinik kontrolleri
Sıkça sorulan sorular

Prof. Dr. Kadriye Orta Kılıçkesmez, Türk kardiyoloji alanında önde gelen isimlerden biridir. 24 Ocak 1974’te Tekirdağ’da doğmuştur. Lisans eğitimini İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde tamamladıktan sonra uzmanlık alanı olarak kardiyolojiyi seçmiş ve aynı üniversitenin Kardiyoloji Enstitüsü’nde uzmanlık eğitimini almıştır.2015 yılında üniversite tarafından görevlendirilerek Şişli Etfal kardiyoloji kliniğini ve Angio laboratuarını kurmuştur. 2017 yılında profesör olan Kadriye Kılıçkesmez 2020 yılında Prof Dr. Cemil Taşçı Hastanesi’nin kardiyoloji kliniğini ve Angio laboratuvarını kurmuş, kliniğin eğitim kliniği olmasını sağlamıştır.
