İleri yaşta kalp ameliyatı ve ameliyatsız yöntemlerin değerlendirilmesi sürecinde, açık cerrahinin yüksek hayati risk barındırması sebebiyle göğüs kafesi açılmadan uygulanan minimal invaziv teknikler tıbbi açıdan en güvenli ve öncelikli tercih olarak kabul edilmektedir. İlerleyen yaşla birlikte azalan fizyolojik rezervler ve zorlaşan iyileşme dinamikleri, hastaları haftalarca süren yoğun bakım stresinden korumayı zorunlu kılar. Tıp dünyasındaki modern kardiyolojik yaklaşımlar, damar yoluyla veya ciltten girilerek yapılan işlemleri standart hale getirerek cerrahi doku hasarını tamamen ortadan kaldırmaktadır. Bu sayede enfeksiyon veya kanama gibi hayati riskler en aza inerken, hastalar ağrısız bir süreç geçirip çok daha kısa sürede ayağa kalkarak günlük yaşam konforlarına hızla kavuşabilmektedir.
İleri Yaşta Kalp Ameliyatı Öncesi Damarlarımızda Neler Değişir ve Ameliyatsız Yöntemlerin Değerlendirilmesi Neden Gereklidir?
İnsan vücudu yaşlandıkça, tüm organ sistemlerinde olduğu gibi kalp ve damar sisteminde de gözle görülür, yapısal değişiklikler ortaya çıkmaya başlar. Genç bir bireyde esnek bir balon gibi kan basıncına uyum sağlayan damarlar, ileri yaşlarda bu yeteneğini yavaş yavaş yitirerek daha katı bir boru sistemine dönüşme eğilimindedir. Bu durumun en temel sebeplerinden biri, damarın iç yüzeyini adeta kaygan bir koruyucu tabaka gibi döşeyen hücrelerin işlevlerini zamanla kaybetmesidir. Bu hücreler, damarların kasılmasını ve spazma girmesini engellemeye yardımcı olan koruyucu bir madde salgılar. Yaş ilerledikçe bu koruyucu maddenin seviyeleri belirgin şekilde azalır ve damarların gevşeme kapasitesi düşer. Aynı zamanda, yaşlı bireylerin kanı, gençlere kıyasla pıhtılaşmaya çok daha meyilli bir hale gelebilir. Pıhtılaşmada rol oynayan bazı proteinlerin kandaki düzeyi yıllar içinde artış gösterir. Kalpte ve damarlarda meydana gelen bu sinsi zemin, hastaların büyük bir açık cerrahi sırasında damar tıkanıklığı yaşama riskini artırır. Pıhtılaşmayı önlemek için verilen ilaçlar ise, yaşlı damarların kırılgan yapısı nedeniyle kanama risklerini beraberinde getirebilir. Bu tablo ameliyatsız yöntemlerin hastalar için daha güvenli bir seçenek olup olmadığının araştırılmasını zorunlu kılar.
Yaşlanmayla birlikte damar sisteminde meydana gelen temel değişiklikler şunlardır:
- Damar sertleşmesi
- Esneklik kaybı
- Pıhtılaşma eğilimi
- Hücre hasarı
- Koruyucu madde azalması
İleri Yaşta Kalp Ameliyatı Sırasındaki Riskler Nelerdir ve Ameliyatsız Yöntemlerin Değerlendirilmesi Nasıl Yapılır?
Sadece kimlik kartında yazan kronolojik yaş, bir hastanın ameliyat olup olamayacağına karar vermek için tek başına bir kriter sayılmaz. Asıl önemli olan kişinin vücut fonksiyonlarının ve dokularının gerçek kapasitesini ifade eden biyolojik yaşıdır. Ancak yaş ilerledikçe kalp hastalıklarına eşlik eden diğer kronik sağlık sorunlarının sayısı doğal olarak artış gösterir. Bu durum hastaların fiziksel dayanıklılıklarını ve organlarının zorlu bir stres anındaki yedek gücünü önemli ölçüde düşürebilir. Açık kalp ameliyatları, insan bedeni için oldukça büyük bir fiziksel strestir. İleri yaş, bu ameliyatlarda hastanın erken dönemde hayatını kaybetme veya ağır sağlık sorunlarıyla karşılaşma ihtimalini artıran önemli faktörlerden biridir. Açık cerrahide göğüs kafesinin kesilerek açılması, yaşlı bedenler için uyum sağlanması zor bir iyileşme süreci başlatır. Veriler, seksen yaş ve üzerindeki hastalarda açık cerrahinin getirdiği hayati risklerin, daha genç yaş gruplarına kıyasla çok daha yüksek seviyelere ulaştığını göstermektedir. Bu nedenle daha güvenli tedavi yolları arayışı hız kazanmaktadır.
Yaşlılık döneminde kalp hastalıklarına sıklıkla eşlik eden diğer rahatsızlıklar şunlardır:
- Şeker hastalığı
- Yüksek tansiyon
- Böbrek yetmezliği
- Akciğer hastalıkları
- Eklem problemleri
İleri Yaşta Kalp Ameliyatı Sonrası Komplikasyonlar Nelerdir ve Ameliyatsız Yöntemlerin Değerlendirilmesi Süreci Nasıl Yönetilir?
Yaşlı hastalar açık kalp cerrahisine girdiklerinde karşılaştıkları en büyük sınırlılıklardan biri de sinir sisteminde veya diğer organlarda meydana gelebilecek hasarlardır. Ameliyat sonrasında nörolojik sorunların veya inme tablosunun görülme sıklığı, ilerleyen yaşla birlikte artış gösterme eğilimindedir. Bunun nedenlerinden biri, açık ameliyatlar sırasında kullanılan yapay kalp-akciğer sistemlerinin veya yaşlı damarlardaki kireçlenmelerin ameliyat esnasında kan akışını etkileyebilmesidir. Sadece nörolojik sorunlar değil açık cerrahi geçiren yaşlı hastaların önemli bir kısmında ameliyat sonrasında yoğun bakım sürecini uzatan ek sağlık sorunları gelişebilmektedir. Kalbin kulakçıklarından kaynaklanan ritim bozuklukları, solunum yolu enfeksiyonları ve aniden gelişen böbrek yorgunluğu bu sorunların başında gelir. İleri yaştaki bir hastanın açık ameliyat sonrasında solunum cihazından erken ayrılması ve yatağa bağımlı kalmadan hızla yürütülmesi, iyileşme sürecinin kilit noktalarındandır. Yaşlı bedenlerin iyileşme hızının yavaş olduğu düşünüldüğünde, büyük cerrahi kesilerin yol açtığı yorgunluktan kaçınmak, güncel tedavilerin ana hedeflerinden biri haline gelmiştir.
Açık cerrahi sonrasında yoğun bakım sürecini zorlaştıran başlıca sorunlar şunlardır:
- Ritim bozuklukları
- Akciğer enfeksiyonları
- İdrar yolu enfeksiyonları
- Böbrek hasarı
- Nörolojik sorunlar
İleri Yaşta Kalp Ameliyatı Yerine Ameliyatsız Yöntemlerin Değerlendirilmesi Hastanın Yaşamını Nasıl Etkiler?
Damar yoluyla veya ciltten küçük bir iğne yardımıyla girilerek yapılan tedavi yöntemleri, özellikle ileri yaş grubundaki ve açık cerrahiyi kaldırması zor olabilecek hastalar için önemli bir konfor alanı yaratır. Bu yöntemler açık kalp cerrahisine kıyasla hastaya daha hafif, toparlanması kolay bir süreç sunmayı amaçlar. En büyük fark, göğüs kafesinin tam ortasındaki kemiğin kesilmesini tamamen ortadan kaldırmasıdır. Minimal invaziv olarak adlandırılan bu yaklaşımlarda, kalbi durdurmaya veya kanı vücut dışındaki bir yapay makineye yönlendirmeye gerek kalmaz. Bu durum hastayı tüm vücutta gelişebilecek şiddetli bir iltihabi yanıt sürecinden korumaya yardımcı olur. İşlemlerin birçoğu, hasta tamamen uyutulmadan, sadece kasık bölgesi lokal olarak uyuşturularak yapılabilmektedir. Genel anestezinin yaşlı hastalarda ameliyat sonrası dönemde yarattığı bilinç bulanıklığı ve solunum cihazına bağımlı kalma riskleri büyük oranda azaltılır. Hasta işlemden kısa süre sonra kendi başına yürüyebilir, günlük temel ihtiyaçlarını karşılayabilir duruma gelir. Hastanede kalış süresindeki bu belirgin kısalma, hastalar ve aileleri için psikolojik olarak da rahatlatıcıdır.
Ameliyatsız yöntemlerin hastaya sağladığı başlıca avantajlar aşağıdakiler gibidir:
- Kısa hastane yatışı
- Düşük enfeksiyon riski
- Erken taburculuk
- Hızlı toparlanma
- Daha az ağrı
İleri Yaşta Kalp Ameliyatı Yapılamayan Aort Darlıklarında Ameliyatsız Yöntemlerin Değerlendirilmesi Kapsamında TAVI Nasıl Uygulanır?
İleri yaş grubunda sıklıkla karşılaşılan yapısal kalp sorunlarından biri, kalbin ana çıkış kapısı olan aort kapağının zamanla kireçlenerek daralmasıdır. Aort kapağı, temiz kanın tüm vücuda pompalandığı geçittir. Bu geçit daraldığında, kalbin kanı dışarı fırlatabilmek için çok daha büyük bir güç harcaması gerekir. Zamanla kalp kası kalınlaşır, kalp içindeki basınç artar ve hastalar ciddi belirtiler yaşamaya başlar. Sadece ilaç kullanarak bu mekanik tıkanıklığı aşmak genellikle mümkün olmamaktadır. İşte bu noktada TAVI (Transkateter Aort Kapak İmplantasyonu) adı verilen yöntem devreye girmektedir. TAVI, göğüs kafesinde büyük bir kesi yapmadan, kalp çalışmaya devam ederken yeni bir kapağın kalbe yerleştirilmesi işlemidir. Lokal anesteziyle uyuşturulan hastanın kasık atardamarından özel, esnek bir boruyla girilir. Yeni kapak, bu borunun ucuna sıkıştırılmış haldedir. Damar yolundan ilerletilerek kalbin içine ulaştırılır ve kireçlenmiş eski kapağın tam ortasında genişletilerek yerleştirilir. Eski kapağın görevini anında devralan bu yeni kapak sayesinde, kalbin durdurulmasına gerek kalmadan sorun çözülmeye çalışılır.
Aort kapağındaki daralmanın yol açtığı tipik şikayetler şunlardır:
- Göğüs ağrısı
- Nefes darlığı
- Bayılma hissi
- Çarpıntı
- Çabuk yorulma
İleri Yaşta Kalp Ameliyatı Yerine TAVI Gibi Ameliyatsız Yöntemlerin Değerlendirilmesi İçin Hangi Kriterlere Bakılır?
İleri yaş hastalarını TAVI veya benzeri yöntemlere hazırlarken, sadece kalbin yapısına veya damarların durumuna bakmak yeterli değildir. Hastanın genel vücut direnci, beslenme durumu ve kırılganlık seviyesi karar verme sürecinde çok büyük bir rol oynar. İleri yaştaki bir bireyin beslenme depolarının durumu işlem sonrası iyileşme hızını doğrudan etkiler. Bu nedenle hastanın kas kütlesi, kan değerleri ve fiziksel kondisyonu bir bütün olarak incelenir. Yetersiz beslenmiş, enerji depoları tükenmiş bir bedenin yeni bir kalp kapağına uyum sağlaması zaman alabilir. Hastalar işlemden önce yürüyüş testleri, bilişsel değerlendirmeler ve detaylı kan tahlilleriyle incelenir. Bu sayede hastanın işlemden maksimum fayda sağlayıp sağlamayacağı öngörülmeye çalışılır. Sadece hastalığı değil hastanın tüm sistemlerini ele alan bu değerlendirme, istenmeyen sonuçların önüne geçmek için hayati bir önem taşır.
Hastanın işleme uygunluğunu belirlemek için kontrol edilen temel değerler şunlardır:
- Beslenme durumu
- Böbrek fonksiyonları
- Kas kütlesi
- Hareket kapasitesi
- Zihinsel durum
İleri Yaşta Kalp Ameliyatı Sonrası ve Ameliyatsız Yöntemlerin Değerlendirilmesi Sürecinde İlaç Kullanımı Nasıl Planlanır?
İşlem kadar, işlem sonrasındaki ilaç takip süreci de hastanın uzun vadeli sağlığı için büyük önem taşır. Yeni kapağına kavuşan bir hastanın, kalbinde başka bir ritim bozukluğu yoksa, kullanacağı kan sulandırıcı ilaçlar özenle seçilir. Genellikle yeni kapağın vücuda uyum sağladığı ilk aylarda daha temkinli bir ilaç tedavisi uygulanır, sonrasında bu tedavi sadeleştirilerek hastanın ömür boyu rahat etmesi hedeflenir. Yaşlı hastalarda gereksiz yere, ağır ve sürekli kan tahlili gerektiren güçlü kan sulandırıcıların ömür boyu kullanılması çok tercih edilmez, çünkü yaşlı damarlarda bu durum kanama riskini artırabilir. Eğer hastanın damar yapısı TAVI işleminin yapılmasına izin vermeyecek kadar kireçli veya darsa, çok daha farklı alternatif yollar değerlendirilebilir. Çok kritik durumdaki hastalarda kapağın sadece bir balonla genişletilmesi gibi geçici rahatlama sağlayan yöntemlere de başvurulabilir.
TAVI işlemi uygulanamayan veya çok kritik durumdaki hastalarda başvurulan alternatif adımlar şunlardır:
- Balonla genişletme
- İlaçla destekleme
- Yakın takip
- Ağrı yönetimi
- Beslenme desteği
İleri Yaşta Kalp Ameliyatı Riski Taşıyan Mitral Kapak Kaçaklarında Ameliyatsız Yöntemlerin Değerlendirilmesi Kapsamında MitraClip Nedir?
Kalbin kulakçığı ile karıncığı arasında yer alan mitral kapak, temiz kanın kalbe dolmasını sağlayan bir valf gibi görev yapar. Bu kapak düzgün kapanamadığında, kanın bir kısmı ileri gitmek yerine geriye, akciğerlere doğru kaçmaya başlar. Bu mekanik sorun, hastayı ciddi nefes darlığına ve yorgunluğa sürükler. İleri yaştaki, eşlik eden akciğer veya böbrek sorunları olan hastalar için bu kapağı açık ameliyatla değiştirmek büyük riskler taşıyabilir. Bu tabloyu değiştirmeyi amaçlayan girişimsel yöntemin adı halk arasında mandallama olarak da bilinen MitraClip işlemidir. İşlem boyunca hastanın yemek borusuna yerleştirilen özel bir cihazla kalp canlı olarak izlenir. Kasık toplardamarından ince bir boru sistemiyle girilerek kalbin sağ kulakçığına ulaşılır, oradan ince bir zarı geçerek sol tarafa geçiş yapılır. Mitral kapağın aralık kalan, birbiriyle tam buluşamayan iki yaprakçığı, özel bir mandal yardımıyla yakalanarak ortadan birbirine tutturulur. Böylece kanın geriye kaçışı büyük ölçüde engellenmeye çalışılır.
Mitral kapak onarımı işleminde kullanılan bazı teknik araçlar şunlardır:
- Kateter
- Transseptal iğne
- Kılavuz tel
- Ekokardiyografi cihazı
- Mandal
İleri Yaşta Kalp Ameliyatı Yerine Mitral Darlıklarda Ameliyatsız Yöntemlerin Değerlendirilmesi İçin Balon Tedavisi Kimlere Yapılır?
Mitral kapak bazen geriye kan kaçırmak yerine, yıllar içindeki süreçlerle kalınlaşır, kireçlenir ve daralır. Kan, kalbin üst odasından alt odasına rahatça geçemez hale gelir. Kapağın yapısının uygun olduğu, ileri derecede nefes darlığı çeken hastalarda, kalbi açmadan uygulanan balon tedavisi oldukça zarif bir seçenektir. Kasıktan girilerek yapılan bu işlemde, daralmış olan mitral kapağın ortasına sönük halde bir balon yerleştirilir. Balon dikkatlice şişirilerek birbirine yapışmış olan kapak yaprakçıkları birbirinden ayrılır. Kapak açıldığı anda kalpteki yüksek basınç düşer, akciğerlerdeki kan göllenmesi rahatlar ve hastalar genellikle işlem masasındayken bile daha rahat nefes aldıklarını hissedebilirler. Balon işleminin, kapağın doğal yapısını koruyarak onarım sağlaması, hastaları ağır kan sulandırıcı ilaçlar kullanma zorunluluğundan kurtarabilir. Ancak kapağın yapısında aşırı kireçlenme varsa veya kalbin içinde bir pıhtı saptanmışsa bu yöntem tercih edilmez.
Balon tedavisi yapılmasının genellikle uygun olmadığı durumlar aşağıda sıralanmıştır:
- Aşırı kireçlenme
- Pıhtı varlığı
- Kapak yırtılması
- İleri derecede kaçak
- Aktif enfeksiyon
İleri Yaşta Kalp Ameliyatı (Bypass) ve Stent Gibi Ameliyatsız Yöntemlerin Değerlendirilmesi Hangi Faktörlere Bağlıdır?
İleri yaştaki hastalarda kalbi besleyen damarların tıkanıklığı, damarların kıvrımlı ve kireçli yapısı nedeniyle tedavisi ustalık gerektiren bir durumdur. Bu hastalarda tıkalı damarı açmak için uygulanan stent işlemi ile göğüs kafesi açılarak yeni yolların yapıldığı bypass cerrahisi sıklıkla karşılaştırılır. Araştırmalar, yaşlı hastalarda her iki yöntemin de belirli şartlar altında benzer uzun dönem sonuçları verebileceğini göstermektedir. Ancak stent işlemi sırasındaki iyileşme hızının yüksekliği, cerrahi bir yaranın olmaması ve işlemin hemen ardından hastanın ayağa kalkabilmesi, bu tedaviyi ileri yaş grubunda genellikle daha ön plana çıkarır. Damar yapısı çok karmaşık değilse, hastanın ilerlemiş yaşına rağmen tıkanıklıkların stentle açılması, iyileşme konforu açısından tercih edilebilir.
Bypass veya stent kararı verilirken göz önünde bulundurulan unsurlar şunlardır:
- Damar yapısı
- Kireçlenme yoğunluğu
- Tıkanıklık sayısı
- Hastanın yaşı
- Genel sağlık durumu
İleri Yaşta Kalp Ameliyatı İhtiyacı Doğuran Aort Balonlaşmalarında Ameliyatsız Yöntemlerin Değerlendirilmesi Nasıl Olmalıdır?
Vücudumuzun en büyük atardamarı olan aort damarının duvarının zayıflayarak balon gibi şişmesi veya yırtılması, hızlı müdahale gerektiren hassas durumlardır. İleri yaş grubunda bu balonlaşmış damarın açık cerrahiyle onarılması, göğsün veya karnın açılmasını gerektiren, iyileşmesi zaman alan bir süreçtir. Günümüzde teknolojinin gelişmesiyle birlikte bu sorun, kasıktaki damardan girilerek, damarın içine özel kumaş kaplı stentlerin yerleştirilmesiyle tamamen içeriden desteklenebilmektedir. Bu ameliyatsız endovasküler yöntemler uygulandığında, hastaların iyileşme süreleri kısalır ve kanama riskleri azalır. Hastalar haftalarca yoğun bakımda yatmak yerine çok daha kısa sürede servise alınabilir. Bu durum ileri yaş grubunda aort hastalıklarının tedavisinde içeriden onarım yöntemlerini oldukça değerli kılmaktadır.
Aort anevrizmasının ameliyatsız tedavisinde gözlemlenen olumlu hedefler şunlardır:
- Hayatta kalma oranında artış
- Kısa yoğun bakım süresi
- Düşük kanama ihtimali
- Daha az doku hasarı
- Hızlı günlük yaşama dönüş
İleri Yaşta Kalp Ameliyatı ve Ameliyatsız Yöntemlerin Değerlendirilmesi Sürecinde Böbrekleri Korumak İçin Hangi Tedbirler Alınır?
Laboratuvarlarda stent, kapak değişimi veya damar onarımı yapılırken damarların görünür hale gelmesi için kana özel boyalı maddeler verilir. Bu maddelerin vücuttan atılımı böbrekler yoluyla gerçekleşir. Yaşlı hastaların böbrekleri bu maddelere karşı genellikle daha hassas olabilir. İşlemden sonra böbreklerin yorulmasını önlemek için hastanelerde titiz adımlar izlenir. Böbreklerin verilen maddeyi rahatça süzüp atabilmesi için hastaya işlemden önce ve sonra damar yolundan özel sıvı destekleri verilir. Susuz kalan bir böbreğin zorlanma ihtimali daha yüksektir. Ayrıca işlem esnasında kullanılacak boyalı madde miktarı en az düzeyde tutulmaya çalışılır, gereksiz çekimlerden kaçınılır. Hastanın kan şekeri ve sıvı durumu yakından takip edilerek, bu hassas organların korunması hedeflenir.
Böbrekleri korumak amacıyla hastanede alınan temel tedbirler şunlardır:
- Serum desteği
- Düşük doz boya
- Koruyucu ilaçlar
- Kan şekeri takibi
- Açlık kontrolü
Sıkça sorulan sorular
Tedavi seçimi hastanın yaşına göre değil, genel sağlık durumu, kalp hastalığının tipi, cerrahi riski ve yaşam kalitesine göre belirlenir. Kardiyoloji ve kalp cerrahisi ekibi en uygun yöntemi kişiye özel olarak planlar.
İleri yaş tek başına ameliyat için engel değildir. Hastanın kalp fonksiyonları, akciğer ve böbrek sağlığı ile diğer hastalıkları birlikte değerlendirilerek cerrahi risk analiz edilir ve en uygun tedavi belirlenir.
Uygun hastalarda TAVI, MitraClip, TriClip ve koroner stent uygulamaları gibi minimal invaziv girişimler tercih edilebilir. Bu yöntemler açık kalp ameliyatına uygun olmayan bazı hastalarda etkili bir seçenek sunabilir.
Tercih; hastalığın türü, kapak veya damar yapısı, cerrahi risk, eşlik eden hastalıklar ve hastanın beklentileri değerlendirilerek yapılır. Her hasta için en doğru yaklaşım multidisipliner kalp ekibi tarafından belirlenir.
Ameliyatsız girişimlerde genellikle daha küçük kesiler kullanılır, hastanede kalış süresi kısalabilir ve iyileşme daha hızlı olabilir. Ancak bu yöntemler her hasta için uygun değildir ve dikkatli değerlendirme gerektirir.
İyileşme süresi uygulanan işlemin türüne, hastanın genel sağlık durumuna ve rehabilitasyon sürecine göre değişebilir. Düzenli egzersiz, ilaçların doğru kullanımı ve doktor kontrolleri iyileşmeyi destekler.
Şiddetli göğüs ağrısı, nefes darlığı, bayılma, düzensiz kalp atışı, yüksek ateş veya işlem bölgesinde yoğun kanama gibi belirtiler gelişirse gecikmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.
Ekokardiyografi, elektrokardiyografi, kan testleri, koroner anjiyografi ve gerektiğinde akciğer ile böbrek fonksiyon değerlendirmeleri yapılır. Bu incelemeler en uygun tedavi yönteminin belirlenmesine yardımcı olur.
Uygun tedavi sonrasında nefes darlığı, göğüs ağrısı ve çabuk yorulma gibi belirtiler azalabilir. Düzenli takip, sağlıklı beslenme ve fiziksel aktivite ile birçok hastada yaşam kalitesi belirgin şekilde iyileşebilir.
Nefes darlığı, göğüs ağrısı, bayılma, çarpıntı veya günlük aktiviteleri kısıtlayan kalp şikâyetleri varsa kardiyoloji ve kalp damar cerrahisi uzmanları tarafından değerlendirilmek, uygun tedaviye erken başlanmasını sağlayabilir.

Prof. Dr. Kadriye Orta Kılıçkesmez, Türk kardiyoloji alanında önde gelen isimlerden biridir. 24 Ocak 1974’te Tekirdağ’da doğmuştur. Lisans eğitimini İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde tamamladıktan sonra uzmanlık alanı olarak kardiyolojiyi seçmiş ve aynı üniversitenin Kardiyoloji Enstitüsü’nde uzmanlık eğitimini almıştır.2015 yılında üniversite tarafından görevlendirilerek Şişli Etfal kardiyoloji kliniğini ve Angio laboratuarını kurmuştur. 2017 yılında profesör olan Kadriye Kılıçkesmez 2020 yılında Prof Dr. Cemil Taşçı Hastanesi’nin kardiyoloji kliniğini ve Angio laboratuvarını kurmuş, kliniğin eğitim kliniği olmasını sağlamıştır.
